RSS
En yeni en güncenl en popöler en güzel sinema filmlerini bu sitede bulabilir hakkında ön bilgi edine bilir resimlerine bakıp fragmlarını izleye bilirsiniz.SinemaDB sinema film arşivi
Nisa Serezli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nisa Serezli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Eda Hanım


Eda Hanım


Eda Hanım Resimleri ve Videoları
Eda Hanım

Kadro: Nisa Serezli , Tolga Aşkıner , Haluk Kurtoğlu , Muhip Arcıman , Ferdi Atuner , Ragıp Savaş , İbrahim Gündoğan , Ebru Yıldız
Yönetmen: Muzaffer Hiçdurmaz
Senaryo: Nezihe Araz
Yapımcı: Ayhan Aybek
Müzik:
Görüntü Yönetmeni:
Tür:
Ülke: Türkiye
Vizyona Giriş Tarihi: 17 Şubat 1992
Eda Hanım

Yaban Gülü


Yaban Gülü
‘Kamelyalı Kadın’daki (1848) (Alexandre Dumas fils) Armand Duval’ın babası gibi davranıp sevgilileri ayıran Süreyya Hanım ve oğlu. Süreyya ; “..Senin gibi genç bir adam için yığınla ‘Leyla’ var etrafta.” Feridun ; “Evet, var şüphesiz. Yığınla var. Fakat, hiç biri ‘O’ değil, benim Leyla’m değil. Anlıyor musun anneciğim, değil.” ‘Sen (Ömrüm Benim)’ (Yıldırım Gürses) melodisi, Leyla ve Dadı Mahinur Kalfa. Leyla ; “..Rahmi Bey babam değilmiş benim. Evlatlıkmışım ben.” Dadı ; “..Seni, Köşk’ün emektar bahçıvanı (romanda babası) Ahmet Çavuş getirmişti. Annen baban köye giderken bir araba kazasında ölmüşler. Kundakta ufacık bir bebektin (oysa, gördüğümüz 3-4 yaşlarında bir çocuk). Rah mi Bey kıyamadı, öz evladı gibi bağrına bastı seni.” ‘Yabangülü’nün (1942) (Güzide Sabri) (Semih Lûtfi Kitabevi) (ilk basım 1926) aynı yönetmenle yapılan ikinci Yeşilçam uyarlaması 60’ların İstanbul’unda (roman, Sultan Hamit zamanında ve Bursa’nın ufak bir köyünde) başlıyor. 45-50 yaşlarındaki Rahmi Bey, evlat edindiği Leyla sayesinde ‘ömründe ilk defa hissettiği’ çocuk sevgisiyle dolu. Filmde yok ama Leyla’nın annesi Çimenli Fatma, doğum sırasında ölür. Çaresiz kalan babası Ahmet Çavuş, onu bakması için komşusu Nefise Nine’ye ‘emanet ediyor’. Aylar sonra, geçimini ormandan kestiği odunlarla sağlayan zavallı adamın cesedi dere kenarındaki bir ağaç kütüğüne takılı olarak bulunur. Oduncunun verdiği mecidiyelerden ‘mahrum kalan’ yaşlı kadın, çocuğu ‘vilayetin en büyüklerinden birinin konağına evlatlık verir’. Rahmi Bey galiba ‘ittihatçı’ çünkü gönderildiği Beyrut’tan ancak Leyla 17 yaşına gelince ve ‘iradei seniye’ (padişah emri) ile dönebiliyor. O zamanın sürgün yaşamı da ilginç : Beyrut’ta Köşk’, İstanbul’da ise bir Yalı. Filmde, olaylara yetişmek zor. Genç kız, Kolej’i bitirdiği gün babasının evleneceğini öğreniyor. Hemen her olayda vicdanımızın sesi olan Dadı’nın sözleri; “Kırkından sonra azanı..tövbe, tövbe..” Nevin Akkaya’nın seslendirdiği Pakize Hanım kısa sürede Konağın idaresini (romanda ‘anahtarlarını’) ele geçirir. Leyla’yı, evlatlık diye canından bezdiriyor. Mahinur Kalfa, onun da dayısının yanında bir besleme gibi büyüdüğünü söylediğinde çok şaşırıyoruz. “Dünyada, sonradan görmek kadar fena bir şey yoktur.” O günlerde Rahmi Bey’in yeğeni Feridun ve annesi Süreyya Hanım, Yalı’ya yerleşirler. İki genç göz göze gelince ‘kalpleri o ana dek bilmedikleri bir heyecanla çarpmaya başlıyor’. Sonrasında Süreyya ve Pakize, onları ayırmak için ellerinden geleni yapıyorlar. ‘Servet ve Asalet’; Leyla’nın eksiği bunlarmış. Sonuçta, ‘azametli ve kibirli’ annenin ‘Feridun’u mirastan mahrum etme’ tehditleri genç kızın direncini kırıyor. İyice bunalan Leyla, Yalı komşuları Rabia Hanım’ın ‘kemik veremli’ oğlu Celil (romanda Celâl) ile evlenmeye karar verir. Dadı; “..Peynir ekmekle mi yedin aklını kız? Sakat bir insan o.” Leyla; “..Ben de bir sakat değil miyim Dadı? Anasız babasız fakir bir köylü çocuğu olarak sakatım bu insanlar arasında.” Yeni evliler, Rabia Hanımla beraber İsviçre’ye (romanda ayrıca, Napoli ve Mısır’a) giderler. Uzakta oldukları 7 yıl herkesin yaşamını değiştiriyor. Tamburi Cemil Bey’in Ferahfeza Saz Semaisi’ni dinlediğimiz meyhanede, ayrılık acısı içindeki Feridun var. Romandaki daha da zor durumda (sf. 67); “Kumar, işret, kadın..” Her şeylerini, Süreyya Hanım’ın mücevherlerini bile satmışlar. Rahmi Bey, aşığı ile yakaladığı karısını kovmuş. Dadı’nın, Leyla’ya yazdığı mektup; “..Bütün emlakini de sana bıraktı, kalbi dayanamadı vefat etti.” “Kemik veremi asla affetmez.” Celil, karısına bunları söylemişti. Dediği gibi de oluyor. Onun ölümünden 6 ay sonra Leyla, İstanbul’a döner (Rabia Hanım, Mısır’da kalmış). Perişan durumdaki Süreyya Hanım, onun kollarında ölür. Feridun belleğini yitirmiş ve Bakırköy Akıl Hastanesi’nde. Filmin sonu, Metin Bükey veya Teoman Alpay’a ait ‘Yaban Gülü’ şarkısı; “Kırlarda, bayırlarda//Çiğnenen Yaban Gülü//**//Yaban Gülü, Yaban Gülü//A benim mor/kır çiçeğim.” Feridun ; “Hatırlıyorum artık, hatırlıyorum. Yabangülümsün sen. İlk defa, gene burada senden dinlemiştim bu şarkıyı.” [Oysa, o dediği sahnede genç kız ‘Rüya Gibi Her Hatıra’yı (1969) (Mehmet Ilgın) söylüyordu ama olsun. ‘Dimağındaki zafiyet’ sonrasında bu kadarı bile iyi.] Leyla ; “Yabangülün ebediyen senin artık. Onu dalından ilk defa koparan sen olacaksın.” [Celil de ölmeden önce, bunca yıllık karısına “Beni, sen bir kardeş gibi, hastalıklı bir arkadaş gibi sevdin. Sevdiğin erkek Feridun’du biliyorum..Hiçbir zaman benim olmadın..” diyerek seyirciyi rahatlatmıştı(!).] (Yazan : Murat Çelenligil)

Yaban Gülü Resimleri ve Videoları
Yaban Gülü

Kadro: Ediz Hun , Zeynep Aksu , Engin Çağlar , Suzan Avcı , Aliye Rona , Muzaffer Tema , Nisa Serezli , Tolga Aşkıner , Mahmure Handan , Nuri Tuğ , Birol Işın , Hayri Esen , Abdurrahman Palay , Fuat İşhan , Jeyan Mahfi Tözüm
Yönetmen: Ümit Utku
Senaryo: Selahattin Burçkin, Safa Önal, Bülent Oran, Atıf Yılmaz
Yapımcı: Ümit Utku
Müzik:
Görüntü Yönetmeni: Enver Burçkin
Tür: Dram, Duygusal
Ülke: Türkiye
Vizyona Giriş Tarihi:
Yaban Gülü

Utanç Kapıları


Utanç Kapıları
‘Hicaz Makamında Ud Taksimi’ Gövdesine tebeşirle ‘ARZUHALCİ’ yazılı asırlık çınar ağacının altında Kerem Baba ve 35 model Royal daktilo. Abdurrahman Palay’ın sesinden Osman Atillâ’nın şiiri (1950) (‘Sabahleyin’-Güney Basımevi); “Arzuhalci, aziz komşum.//Boş mu daktilonda kâğıt?//Yaz derdimi, kar farsa (aslı ‘harf harf dağıt’)//Baksana ne hal olmuşum!” Kalan kısmını (filme yok) ‘Ajans Türk-Şiirli ve Saatli Takvimi’nin 15 Mart 1967 Çarşamba günkü 147-148. sayfalarından okuyalım; “Şunun derdi, bunun derdi,//Sabahtan akşama kadar.//Cümlesi kaç para verdi,//Elinde-avucunda ne var?//**//Seni yazalım ilk önce.//Daha şerit eskimeden.//Sonra, seninki bitince.//Ağır ağır söylerim ben://**//Senin gözlerinde d ilim,//Bir şeyler sorarsan şayet//Pul istemez arzuhalim.//Pula, imzaya ne hacet!//**//Yazık olmaz mı kâğıda?//Kâğıtlara sığmaz derdim.//Ben, her iki dünyada da,//Arzuhalcilik isterdim.” Anadolu’da (adı söylenmeyen) bir kasaba. Öykü Sevim’in liseyi bitirmesiyle başlıyor. [Hülya Koçyiğit, üzerindeki trençkotu ‘Kardeş Kavgası’ (1967) ve ‘Seni Affedemem’ (1967) filmlerinde de kullanacaktır. Ayrıca ‘Son Hatıra’daki (1968) Nilüfer Koçyiğit’e ödünç vermiş.] Ailede bir sevinç, bir sevinç. Anne Nedret Güvenç “Fedakârlıklarımıza layık olduğunu gösterdin evladım” diyor. Arzuhalci baba ‘mezuniyet hediyesi’ olarak bir kol saati almış. Hem de altın kaplama. “Penceresi alacakaranlık,//Penceresi yeşil yeşil alev//Bacasındaki dumanlar ılık.//Kapısını güneşler açan ev!” Yuvalarında bayram telaşı var. Anne temizlik yapacakmış. Perdeyi hafifçe aralayıp bir gençle işaretleşen kızı ise bambaşka duygular içinde. “Gülüşüyle çalar gönlümü//Sevgisi içimde açılmaz gömü.” Yakışıklı Zeki ile ilk aşkını yaşıyor. Delikanlı ‘dışarlıklı’ ve ağzı iyi laf yapan biri. İstanbul’dan gelişi kısa bir süreliğine. “Sanki beni buraya babam ticaret için değil seni bulmak için göndermiş” diyordu. Bunun nasıl bir ‘ticaret’ olduğunu kısa bir süre sonra anlayacağız. ‘Sevdim Seni Ey İşve-Bâz’ (Tanbûri Cemil Bey). Ağaçlık bir dere kenarında buluşmuş, koşup oynuyorlar. [Sevim’in bu sahnedeki bluzunu ‘Kardeş Kavgası’ndan (1967) anımsıyoruz.] Delikanlı susmak bilmiyor. “Sensiz hayatımın bomboş olduğunu nasıl anlatabilsem sana... Dünyada yalnız sen, yalnız sen varsın. Senden başka hiçbir şey görmeyen gözlerim aradığını buldu.” Daha neler neler. Sanki genç kız bunu kendi başına yapamazmış gibi avucundan su içiriyor. Şiir bile yazmış; “Sen bahar kadar temiz//Sen sular kadar duru//Sen gönlümü sulayan//Bahtımın ilk yağmuru.//**//İster bir yaprak gibi//Üstüne bas, ez yürü//İster emret kalbimi//Ellerimle yolayım.” Bir ara sustalısını uzatır; “Al oy, oy kalbimi. O senin.” Genç kız şimdi “Ben de seninim” karşılığını veriyor ama acı dolu yıllar sonra “Vur göğsüme diye bıçağını uzattığın gün o hissiz kalbini oymalıymışım” diyecektir. Birbirlerinin oldukları dere kenarında şaşırtıcı bir şey öğreniyoruz. Delikanlı “Bu gece kaçacağız. Seni kuş sütüyle besleyeceğim. Mesut edeceğim” diyor. Bunların ancak ‘kaçmak’ kısmını yerine getirecektir. ‘Kuş sütü’ ve ‘mesut etmek’ unutulup gider. ‘The V.I.P.s’deki (1963) ‘Conflict’ (Miklós Rózsa). Anne babası uykudayken evden kaçış bu heyecanlı melodi ile. Elinde taşıdığı pabuçlarından birini düşürünce çok korkuyor. Sonraları ‘keşke uyansalardı’ diye düşünmüştür herhalde. “Akı dirhem dirhem satarlar, karayı kürek kürek atarlar.” Olay duyulunca mahallede nelerin konuşulduğu filmde yok. ‘The Night of the Generals’daki (1967) “Exit Maxim’s” (Maurice Jarre). Hilton’a gelmişler. İstanbul’un ‘en muhteşem’ oteliymiş. Oysa o küçük kasabadaki ahşap ev çok daha güzeldi. Delikanlı ‘bir saat sonra döneceğini’ söyleyerek gider. ‘Love Theme’ (1967) (Maurice Jarre). Bir müddet sonra gelen Mürvet Sim, Zeki’nin annesiymiş. Sahte bir gülüşle ve “Kızım, gelinim benim” diye pohpohlayarak evlerine götürür. Baba Haydar Karaer de ‘muratlarına erdikleri için’ şükürler ediyor. Zeki’nin buradaki adı ‘Atmaca’. O gece bir misafirleri vardı. Süleyman Bey nezaketten kırılmak üzere ama gözleri Sevim’in bacaklarında; “Bravo! Maşallah, maşallah.” ‘In the Museum’ (1967) (Maurice Jarre). Birkaç saat geçmeden ‘ilaçlı çay’ içirdikleri genç kızı konuklarına ‘sunmuşlardı’ bile. Meğer Haydar Karaer (ne yaptığı söylenmeyen) bir kaçakçılık çetesinin reisi, Mürvet Sim de randevuevi patroniçesiymiş. Zeki’nin görevi ise ‘köylerde, kasabalarda bulduğu körpecikleri pazarlanmak üzere İstanbul’a getirmek’. Kahramanımız kendisine geldiğinde ‘mahvolduğunu anlayıp’ oradan kaçar. ‘Şehnaz Longa’ (Santuri Ethem Efendi). O gün kurban bayramı başlamış. Herkes bu mutluluğu yaşarken neredeyse Sevim de ‘kurban’ olacaktı. Kendisini öldürmeye kalkar. Son anda Zehra adında bir bohçacı “Gençlikte meşakkatler yaz yağmuruna benzer. Terazi var tartı var, her şeyin bir vakti var” diyerek vazgeçiriyor. ‘Ana şefkatinden farksız alakası’ ile öylesine sevecen ki. ‘Yaşamak dururken’ intihar da ne. Osman Atillâ, ‘Hürriyet’ adlı şiirinde “Ölmek elin olsun, hayat benimdir” demişti. Ölüm, elin bile olmasın. “Dünyada yalnızlık varsa, benimki//Yalnızlıkların en çaresizidir.” Kendisine ‘Altın Diş Zehra’ derlermiş. Genç kızı fakirhanesine davet eder. Sonraki birkaç dakika filmin en güzel kısmı. ‘Ahir ömründe bir can yoldaşı bulduğu için’ sevinçliydi. Aslında birbirlerine tam zamanında rastlamışlar. Yaşlı kadın hep halsiz, hep yorgun. Hali hiç iyi değil. “Hastanın bir adı da misafirdir” deyip duruyor. Tek arzusu Sevim’i ‘elleriyle anasına babasına götürüp teslim etmekti’. Kısmet değilmiş. ‘Gözlerinin İçine Başka Hayal Girmesin’ (Zeki Müren / Sabih Gözen). Genç kız da iki elinde iki kova, evlere su taşıyarak kazandığı 3-5 kuruşla yardımcı olmaya çalışıyor. Bu arada doktora gidip gelmesinden hamile olduğunu anlıyoruz. Bunların birinde kendisini gören Mürvet Sim hemen durumu ‘Atmaca’ya yetiştirir. Zehra’nın yoksul mahallesinde portakal satan iki seyyar satıcı ile karşılaşıyoruz. Ak ve kara gibiler. Murat ne denli iyiyse Hasan öylesine kötü. Kumardan başka bir şey yaptığı yok. “Hacı işi hoca işi//İstanbul’da tüccar işi//Vay anam vay//Hasan almaz basan alır//Bul karayı al parayı.” Sevim’in güzelliğine tutulmuş, ‘yumurta’ manisiyle sataşmadan duramıyor; “Fil fillice fili yok//İp takacak yeri yok.” Bu yetmeyince; “Al ile ak//Dön dön bak.” Sonunda “Senin yüzünden ele güne bakamaz oldum. Anam hastaymış zaten. Gidiyorum. İşin de ortaklığın da başında paralansın” diyen ortağından iyi bir dayak yiyor. Murat’ı yıllar sonra tekrar göreceğiz. Delikanlı, ‘Altın Diş’in hastalığı için “Sahipsizlerin sahibi Allah’tır. Şifasını verir” demişti. Ama bu kez değil. ‘Saba Makamında Ney Taksimi’. Yaşlı kadın yataktan çıkamaz olmuş. Sevim; “Bak sana nane kaynattım. Hadi sıcak sıcak iç. Göğsünü yumuşatır. Yumuşacık yapar.” Zehra; “Nane kokusu ana kokusu. Aptala malum olur kızım. Gözüm toprağa bakıyor.” Geçirdiği son krizde ‘bir güvercin’den bahsetmişti. “Müjde var, müjde” diyerek ölür. ‘Mood for Truth’ (1963) (Miklós Rózsa). Daha bu olayın şokunu atlatamadan Zeki odaya dalıp Sevim’i kaçırıyor. Bir odaya kapatır. Hakkı Haktan da yatakta hazır bekliyordu. ‘Prelude’ (1963) (Miklós Rózsa). “Yapmayın. Elinizi vicdanınıza koyun” şeklindeki yalvarışa, o çok bilinen “Vicdan mı? Vicdan, Yüksek Kaldırım’da” yanıtını veriyor. Üstelik ‘inatçı karılara da bayılırmış’. Kahramanımız orada bulduğu tabancayla 3 el ateş eder. Katil olduğunu sanıyor. Filmin sonunda bu tantananın sırf Sevim’i ellerinde tutmak için bir numara olduğunu anlayacağız. Meğer silaha ‘yalancı mermi’ koymuşlar. “Ey İnsan! Şahlanmış at olsun altında zaman.” Yıllar sonra Anadolu’daki o kasabaya bir mektup gelir. “Sevim’den, kayıplara karışan kızımızdan“ diyor Kerem Baba. ‘Geçmesin Günümüz Sevgilim Yasla’ (Alâeddin Yavaşça / Şerâfettin Aydınlık). Sevinçle eve koşarken pabucu ayağından fırlamıştı. ‘Hüseyni Taksim’; “Sevgili anneciğim ve babacığım. Nasıl anlatsam size, nasıl başlasam. Baba ocağı, ana kucağı hasreti bana 6 yıldır ilk defa yazabilmek cesaretini verdi. Fotoğraftaki torununuz Oya’yı bağrıma basıp basıp ağlıyorum. İlk fırsatta sizi buraya aldıracağım. İşimiz çok iyi. Gelmeyi de isterdim. Bir türlü, bir türlü fırsat bulamadım. Hem gelmeye yüzüm mü var ki.” ‘Ey Güzel İstanbul Benim Sevgili Yârim’ (Kadri Şençalar / Vecdi Bingöl). Kerem Baba kızını bulmak üzere yola çıkar. Kamil Koç otobüsünde yan koltukta, tanıdığımız biri, Murat vardı. Annesi rahmetli olunca ‘artık memlekette durması için sebep kalmamış’. Yaşlı adama Tarlabaşı’ndaki adresi bulmasında yardımcı olur. Yorgun argın geldikleri yer bir randevuevi. [Hülya Koçyiğit ve bu sahnedeki sabahlığını ‘Kaderde Birleşenler’den (1967) anımsıyoruz.] Kızıyla torununu hemen götürmek niyetindeydi. Bu sırada Zeki filmin en hoş sözlerini söylüyor; “İyi ama baba, bizim nikâh kâğıtları askıda. Şimdi imkân bulabildim.” Delikanlıdan nefret etmemiz için her şey var senaryoda. Kayınpederi ile beraber ailece çay içtikleri Aşiyan Gazinosu’nda bile Sevim’i Abdullah adlı birine pazarlıyordu. Bu sırada çete ile arası bozulur. Ne olduğu anlaşılmaz bir şekilde bir kovandaki film şeridi ile ‘Bay Patron’ dediği Haydar Karaer’e şantaj yapmaya kalkıyor. Bu hatasını hayatı ile öder. İlginç bir şekilde Hasan da çete elemanı. Tam her şey düzelecek diye beklerken ortalık iyice karışır. Sevim ve Oya kaybolmuş. Ne olduysa artık, Kerem Baba da, hamal olarak çalışıyor. Murat’la bir parça zeytin ekmeği bölüşüyorlar. ‘Ud ve Keman ile Hicaz Makamında Taksim’. Aylar sonra bir yığın öteberiyi sırtındaki küfeyle taşırken görüyoruz. Mahmure Handan’ın peşinden oflaya puflaya yürüyor. Eve geldiklerinde gördüğüne inanamaz. Torunu orada taşları siliyordu. Yalvar yakar kadından kızının adresini alır. Tahmin edileceği gibi burası, yine, bir randevuevi. ‘Izdırapla İnledim’ (1967) (Osman Bayşu). Yıldız Tezcan’ın plağı eşliğinde bir genç kızın oralara nasıl düştüğünü anlatıyor. Kerem Baba ve Murat’ın gelişi ile çıkan kavgada Hasan yine iyi bir dayak yer. Tam belli değil ama kendi bıçağının üstüne düşerek can verir. Kerem Baba omzundan yaralanmış. Hastane çıkışında bindikleri taksinin şoförü Hakkı Haktan kahramanımıza oynanan oyunu anlatıyor. ‘Af dilemek için her yerde aramış ama bulamamış’. El öpmelere kalkar. Yaşlı adamın dediği gibi; “Geçmişi çoktan unuttuk evlat.” Oya; “Bizi görünce ninem sevinir, değil mi dede?” Kerem; “Torununu, damadını ve kızını görünce nasıl sevinmez.” [Ufuk Enünlü, bu sahnedeki paltosunu ‘Mazideki Yıllarım (Yaralı Kuş)’ (1967) filminde de giymişti.] ‘Rast Makamında Ud Taksimi’. Elde bohça, hamamdan dönüş. Zehra; “Ah, hamamda fazla kaldık. Sıcak bana hiç yaramaz.” Sevim; “Bizim memlekette daha fazla ısıtırlar.” Zehra; “Elbette kızım! Orada odun parayla değil. Burası İstanbul.” Bir genç, Sevim’e çarpar. Zehra; “Oha! Şu top sahası kadar yerde geçecek geçit bulamadın mı?” Delikanlı; “Ablacığım uçaklar bile çarpışıyor. Kusura bakma.” Zehra; “Kusura anan baksın.” Bir çocuk sesleniyor. Çocuk; “Zehra Abla, annem seni soruyordu.” Zehra; “Anan ne yapsın beni. Baban sormuş olmasın?” Filmin sürprizi Fikri Çöze laf atıyor. Fikri Çöze; “Hiç değişmemişsin Zehra. Her dem tazesin.” Zehra; “Suratın hoşaflık erik kurusuna dönmüş. Gözün hâlâ çöplükte.” Sırada dişsiz Emine var. Emine; “Oo, Zehracığım! Bohçan da ne güzelmiş. Ne antikalar varmış sende.” Zehra; “Kiminin parası gizli, kiminin yarası. Senin gibi komşuların da nice yüz karası gizli.” Eve geldiklerinde “Halının tozu delinin sözü bitmez. Benim de hayatım işte böyle kızım” diyor. Yeşilçam, Nisa Serezli’de ‘Dirty Sally’ tiplemesini Hollywood’dan çok daha önce bulmuş. (Yazan: Murat Çelenligil)

Utanç Kapıları Resimleri ve Videoları
Utanç Kapıları

Kadro: Hülya Koçyiğit , Salih Güney , Suphi Tekniker , Ali Şen , Nisa Serezli , Nedret Güvenç , Hamit Türker , Faruk Panter , Mürüvvet Sim , Ufuk Enünlü , Mahmure Handan , Haydar Karaer , Hamit Türker , Mehmet Güngör , Hakkı Haktan
Yönetmen: T. Fikret Uçak
Senaryo: Yahya Benekay
Yapımcı: Mahmut Dedehayır, Sadiye Arcıman
Müzik:
Görüntü Yönetmeni: Özdemir Öğüt
Tür: Dram
Ülke: Türkiye
Vizyona Giriş Tarihi:
Utanç Kapıları

Tatlı Kaçık


Tatlı Kaçık
Eski bir konakta yeğeni Gül (Müjde Ar) ile birlikte oturan Hacer hanım (Nisa Serezli) geçmişin anılarıyla yaşayan yaşlı ve sevimli bir kadındır. Yıllar önce kocası, oğlu ile birlikte Almanya'ya gitmiş ve Hacer hanım onlardan bir daha haber alamamıştır. Bunun üzerine ailesini kaybeden Gül'ü yanına alıp, onu büyütmüş ama oğlu Hasan'ı hiç aklından çıkaramamıştır. Günün birinde hırsızlık olayına karışan üç kafadar, Hacer hanımın terk edilmiş sandıkları konağına saklanırlar. Ancak yaşlı kadın soygunculardan birini kayıp oğluna benzetince işler karışır.

Tatlı Kaçık Resimleri ve Videoları
Tatlı Kaçık

Kadro: Müjde Ar , Mahmut Hekimoğlu , Nisa Serezli , Ercan Yazgan , Nevzat Açıkgöz , Ahmet Turgutlu , Ahmet Açan , Hikmet Gül , Mustafa Yavuz , Garibe Gündem
Yönetmen: Ergin Orbey
Senaryo: İhsan Bilsev
Yapımcı: Enver Özer
Müzik:
Görüntü Yönetmeni: İzzet Akay
Tür: Duygusal, Komedi
Ülke: Türkiye
Vizyona Giriş Tarihi: 01 Eylül 1977
Tatlı Kaçık

Dünkü Çocuk


Dünkü Çocuk


Dünkü Çocuk Resimleri ve Videoları
Dünkü Çocuk

Kadro: Fikret Hakan , Ayfer Feray , Avni Dilligil , Cahit Irgat , Erol Keskin , Nisa Serezli
Yönetmen: Semih Evin
Senaryo: Semih Evin
Yapımcı:
Müzik:
Görüntü Yönetmeni: Orhan Çağman
Tür: Duygusal
Ülke: Türkiye
Vizyona Giriş Tarihi:
Dünkü Çocuk

Bozuk Düzen


Bozuk Düzen
Dostluk, dayanışma ve sevgi üzerine kurulmuş, sıcak bir atmosfer taşıyan iddiasız bir deneme. Küçük insan öykülerinden oluşuyor. Annelerinin beklenmedik ölümü üzerine üç kardeş yalnız kalırlar. Birbirlerinden kopuk bir yaşam içinde savaş verirlerken biri futbolcu olmayı tercih eder. Biri ailesine bağlılığı sürdürür. En gençleri ise içine kapanık bir dünya içine gömülür. Antalya'da "en iyi film” seçilen "Bozuk Düzen”e, sinemasal anlatımdan çok bir tiyatro ustası olan Haldun Dormen’in teatral havası egemendir. (Agah Özgüç'ün 100 Filmde Türk Sineması Kitabından)

Bozuk Düzen Resimleri ve Videoları
Bozuk Düzen

Kadro: Ekrem Bora , Müşfik Kenter , Belgin Doruk , Salih Güney , Ayfer Feray , Metin Serezli , Nedret Güvenç , Bedia Muvahhit , Altan Erbulak , Turgut Boralı , Nisa Serezli , Nurhan Nur , Erol Keskin , İsmet Ay , Esmeray , Yüksel Gözen , Zeynep Tedü
Yönetmen: Haldun Dormen
Senaryo: Haldun Dormen, Erol Keskin
Yapımcı: Haldun Dormen
Müzik: Şefik Uyguner
Görüntü Yönetmeni: Turgut Ören
Tür: Aile, Dram
Ülke: Türkiye
Vizyona Giriş Tarihi: 01 Ocak 1966
Bozuk Düzen
 
En yeni sinema filmleri, film arşivi, filmler izle: Nisa Serezli sinema film izle film filmler filmi sinema filmleri
Copyright 2009 En yeni sinema filmleri, film arşivi, filmler izle. İçerik ve metaryeller alıntıdır.
SinemaDB.Blogspot.com sinema filmleri.
Film arşivi by Sinema DB
Nisa Serezli En yeni sinema filmleri, film arşivi, filmler izle Nisa Serezli En yeni sinema filmleri, film arşivi, filmler izle Nisa Serezli En yeni sinema filmleri, film arşivi, filmler izle Nisa Serezli En yeni sinema filmleri, film arşivi, filmler izle Nisa Serezli En yeni sinema filmleri, film arşivi, filmler izle Puan: 10
Nisa Serezli Nisa Serezli
10/10 paun üzerinden 2000 kişi. Görüntülenme: 1500.
yardım yardım sayfası