RSS
En yeni en güncenl en popöler en güzel sinema filmlerini bu sitede bulabilir hakkında ön bilgi edine bilir resimlerine bakıp fragmlarını izleye bilirsiniz.SinemaDB sinema film arşivi
Ömercik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ömercik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Yalan Dünya


Yalan Dünya


Yalan Dünya Resimleri ve Videoları
Yalan Dünya

Kadro: Kartal Tibet , Sevda Ferdağ , Tanju Gürsu , Şükriye Atav , Ali Şen , Reha Yurdakul , Ömercik , Enver Dönmez , Ekrem Dümer , Mine Soley , Asım Nipton , Sedat Demir , Faik Coşkun , Hamit Yıldırım , Ekrem Gökkaya , Kamer Baba , Ali Seyhan , Atılay Güler , Baha Tunç , Murat Sümer , Oktay Yavuz , Yavuz Turgul , Vahit Volkan , Nevin Akkaya , Sadettin Erbil , Abdurrahman Palay , Toron Karacaoğlu
Yönetmen: Temel Gürsu
Senaryo: Temel Gürsu, Erdoğan Tünaş
Yapımcı: Olgun Eltan
Müzik:
Görüntü Yönetmeni: Erdoğan Engin
Tür: Dram, Macera
Ülke: Türkiye
Vizyona Giriş Tarihi: 01 Eylül 1972
Yalan Dünya

Tatlı Günler (Tatlı Günler)


Tatlı Günler (Tatlı Günler)


Tatlı Günler (Tatlı Günler) Resimleri ve Videoları
Tatlı Günler

Kadro: Sema Özcan , İzzet Günay , Ömercik , Özcan Tekgül , Hasan Ceylan , Muammer Gözalan , İlhan Daner , Ajda Pekkan , Juanito , Kamuran Akkor , Nigar Uluerer , Sevim Tuna , Selçuk Ural , Vasfi Uçaroğlu , Nermin Özses , Ali Seyhan , Oktay Yavuz , Vahit Volkan , Hakan Seçilmiş , Aycan Testel , Zeki Sezer , Tuncay Torun , Niyazi Gökdere , Cango Kemal , Sevim Sevil , Sevim Sevil , Salih Özmutlu , Berna Işıl , Emel Soner , Faruk Çimen , Hayri Esen , Timuçin Caymaz , Sacide Keskin , Ayton Sert , Hayri Arlı , Nevin Akkaya , Erdoğan Esenboğa , Tijen Par , Zafer Önen
Yönetmen: Aram Gülyüz
Senaryo: Ahmet Üstel
Yapımcı: Ferhan Üçoklar
Müzik:
Görüntü Yönetmeni: Kriton İlyadis
Tür: Duygusal, Komedi
Ülke: Türkiye
Vizyona Giriş Tarihi:
Tatlı Günler (Tatlı Günler)

Tanrı Misafiri


Tanrı Misafiri
Aşk konusunda hayal kırıklığına uğrayan topal ve zengin bir romancı kadının öyküsü.

Tanrı Misafiri Resimleri ve Videoları
Tanrı Misafiri

Kadro: Ediz Hun , Hülya Koçyiğit , Ömercik , İstemi Betil , Gülistan Güzey , Nazan Adalı , Fatoş Tez , Raik Alnıaçık , İhsan Yüce , Erdoğan Seren , Hüseyin Salıcı , Süheyla Artun , Necdet Tayfun , Oya Angun , Birsen Kaplangı , Hayri Esen , Jeyan Mahfi Tözüm
Yönetmen: Mehmet Dinler
Senaryo: Vural Pakel
Yapımcı: Enver Özer, Vural Pakel
Müzik:
Görüntü Yönetmeni: Çetin Tunca
Tür: Dram
Ülke: Türkiye
Vizyona Giriş Tarihi: 01 Mart 1973
Tanrı Misafiri

Şoför Deyip Geçmeyin


Şoför Deyip Geçmeyin
“Ulen! Şoför (kahramanımızın söyleyişiyle ‘şofor’) deyip geçmeyin be! Sizi analar doğurdu da şoförler Silivri Yoğurdu mu yani.” Frank Chacksfield ve Orkestrası’nın ‘Immortal Serenade’ uzunçalarındaki (1958) ‘Fair Maid of Perth (La Jolie Fille de Perth)’. “Don Procopio; Sulle Piume Dell’amore”nin (1859) (Georges Bizet) (ilk üç buçuk dakika) çok güzel bir yorumu. Birbirlerinin olmuşlar. Gül; “Ne yapacağım ben şimdi?” Selim; “Ağlama yavrum! Bu güzel gözlerine yazık etme. Hayatımızın en güzel anını gözyaşlarınla buğulama. Evleneceğiz nasıl olsa.” Gül; “Babamı tanısan! Ayırır bizi, evlendirmez seninle.” Selim; “Beni bu güzel yüzden hiç kimse ayıramaz. Bu ipek saçlardan, dün yanın en yeşil en ışıklı gözlerinden hiç kimse ayıramaz beni. Biz birbirimizi sevdikten sonra hiç kimse giremez aramıza.” Üç cümlede üç ‘hiç kimse’. Ama Yeşilçam’da hep olduğu gibi genç kızın dedikleri çıkar. Delikanlı da pek haksız sayılmaz. Aralarına giren hasret dolu 5-6 yılın nedeni ‘kimse’ değil ‘bir talihsizlik’. ‘Ekonomik gelişmeyi sosyal uyanışa denk getiremediğimiz’ 60’lar. ‘Zengin kızı’ Gül ile ‘fakir’ Selim de benzer bir zorluk içinde. Delikanlıda ‘aşk çok para az’. “Kazancım biraz düzelince ilk işim ailenden istemek olacak seni” demişti. Şipşirin bir evleri olacakmış. Selim; “Tek başına kendi dünyamızı yaşayacağımız bir yuva. Bizim yuvamız. Hayallerimizi, hayallerimizdeki dünyayı kimse bozamayacak. Nen var senin? Düşüncelisin. Bir şey mi üzdü seni?” Gül; “Bilmiyorum. Bir korku girdi içime. Kötü bir şey olacakmış gibi garip bir korku.” ‘İçindeki garip bir korku’ konusunda yanılmadığını babası Vahit Bey ile (filmde adı olmayan) annesi Nevzat Okçugil’in konuşmalarından anlıyoruz. İşadamı Onları ayırmaya karar vermiş bir kere. Karısını da “Korkacak, etrafı velveleye verecek bir şey yok” diye sakinleştiriyor; “Koca ticaret piyasasını serçe parmağıyla oynatan benim gibi bir kurt için toy bir delikanlıyı silip süpürmek işten bile değil.” Zaten ‘sevgi neymiş ki’. Zekâ önemliymiş. ‘Oğlanın çalıştığı ticarethanenin sahibi çok iyi arkadaşıymış’. Kulağına birkaç cümle fısıldasa aşk denen şeyi saman alevi gibi söndürürmüş. Planı basit ‘ihtiyar halan hasta’ diyerek kızını birkaç günlüğüne İzmit’e gönderecek. Bu arada ‘çok iyi arkadaşı’ Rüstem de ‘oğlanı’ Almanya’daki şubeye yollayacak. ‘Mondo Cane’deki (1962) “The Damned Island (L’Isola Maledetta)” (Riz Ortolani). Gül’ün ne yapacağını bilmez bir halde merdivenlerden inip gidişi bu melodi ile. Selim’in Avrupa’ya ‘postalanışı’ da aynı çabuklukla. “Bazı ailevi işlerim dolayısıyla gitmem imkânsız” diye direnmeye çalışmıştı ama patronu Rüstem konuşturmaz bile; “İş bu evladım! Vazife mi mühim yoksa aile durumun mu? Hem ben bir iş için karar verdim mi imkânsızlık falan anlamam. Olur o iş. Ne bahasına olursa olsun.” Sonraki sahnede kahramanımız ‘Austrian Airlines’ ile yola çıkıyordu. Her şey o kadar çabuk gerçekleşir ki âşıklar birbirleriyle konuşma fırsatını dahi bulamazlar. Sonrasında yurt dışından gelen sayfalar var. Elbette bunlar sadece Vahit Bey’in eline geçer. “Yabancı bir ülkede yalnızlığın ve mektupsuzluğun ıstırabıyla bunalıyorum. En sevdiğim iki varlıktan, vatanımdan ve senden uzak kalmanın acısını bütün kalbimle çekiyorum Gül. Bana tek bir cevap yazsaydın kederlerimin karanlık dünyasında bir huzur ışığı olurdun.” Bu son cümleyi okuyan işadamı öfkeliydi. “Edebiyata bak! ‘Karanlık dünyasında bir huzur ışığı olurmuş’. Al ışığı. Al ışığı da zengin kızı ayartmanın cezasını gör.” Böyle diyerek mektubu yakıyor. Bunun için mum alevi kullanması, üzücü sahneye biraz olsun ‘romantizm’ katmış. Genç kız da, olanlardan habersiz, terk edildiğini zannediyor; “Bizi hiç kimse ayıramaz derken kendin kaçtın beden. Beni yapyalnız bırakman için bahane uydursaydın hiç olmazsa. Sadece ‘allahaısmarladık’ demene bile razıydım.” Bu sırada beklemediği (ama filmlerde kaçınılmaz) gerçeği öğrenir. Baş dönmesi yakınması ile gittiği doktor ‘korkulacak bir şey olmadığını ve her evli kadının duyacağı en güzel kelimeleri’ söylüyor. ‘Kocasına bir yavruları olacağını müjdeleyebilirmiş’. O gece bir mektup bırakarak arkadaşı Uğur Kıvılcım’ın [‘Kadın Asla Unutmaz’da (1968) Nevin’e babasından kalan] evine kaçar. (Ayrıca birkaç sahne sonra Leyla Teyze’nin evi olarak tekrar göreceğiz burasını). Anne babasına ‘hamileyim’ demektense ölmeyi tercih edermiş. Günahını tek başına çekecekmiş. Ancak arkadaşı hep destek olur. Kollu dikiş makinesiyle, gelecek ‘küçük misafire’ bir şeyler dikiyor. Aylar sonra Selim, ‘KLM Dutch Airlines’ ile İstanbul’a dönmüş. Vahit, zaten pişmandı, delikanlıyı görünce “Sizi tanıdıktan sonra ne büyük hata ettiğimi anladım” diyor. ‘Ma Vie’ (1964) (Alain Barriére). Gül’ün bir oğlu olmuş. Olanlardan habersiz “O, sevdiğinin değil seni sevmeyen, senden kaçan bir insanın çocuğu. Bırak O’nu. Başka ellerde daha iyi büyür, daha mesut olur” diye dolduruşa getiriyor kendisini. Burada asıl kahramanımız olan dolmuş şoförüyle karşılaşıyoruz. Şaşırtıcı bir şekilde Sadri Alışık’ın filmde adı söylenmiyor. ‘Osman’ çok yakışırdı. Ağzı kalabalık, sevimli mi sevimli biri. Kapı kolu müşterinin elinde kalmış. Bizimkinin ‘çenesi ile teşerrüf ederiz’; “Ulen! Eline, avucunun içine. Tövbe tövbe ya Rabbim yahu. Yahu bu mübareğin ismi düşman kulağı değil be kardeşim. Kapı tokmağı, kapı!” Müşteri ‘aldırtma plakanı’ deyince ‘kendisini müdafaa konusunda iki satır laf etmek için’ daha da azar. “Ulen, 50 kuruş verirsiniz arabada ne kapı bırakırsınız ne kilit. Sonra da suç döner dolaşır biz gariban şoförlerin sırtına yüklenir değil mi. Ulan, Allahtan reva mı be. Utanın be, ayıp be.” Bazen de ‘nefesi ve sesi kendisininki kadar kuvvetli’ müşterilere denk gelir. Selma Erkut dolmuş ücreti için 50 lira uzatmış. ‘Osman’; “50 kuruş için 50 lira bozulur mu be? Cumhuriyet Merkez Bankası mı burası yahu? Sen şu paranı al da (çek git anlamında) naşla bakalım ufak ufak. Al hadi al, hediyem olsun.” Selma; “Sen kim oluyorsun da bana hediye vereceksin. Benim kocam senin gibi kılıksızın 100 tanesini satın alır da kapısına uşak diye bağlar.” ‘Şoforumuz’, maşallah, her konuya hâkim. Anasının kucağındaki bebek mi ağlıyor “Gazdır, Ablacığım” diye ağzını bir açar ki susturmak mümkün değil. Şöyle kucağına alıp ‘kıçına’ iki tane vursa hiçbir şeyi kalmazmış. Arkadaşı DeSoto Nuri’nin karısı (7 yılda 11 çocuk) kuluçka makinesi gibiymiş de yani oradan bilirmiş; “Şimdi çocuk gaz mı yaptı, bir lokmacık anason yahut da anason bulamazsan biraz rakı ver o zaman çocukta ne gaz kalır ne nefes.” Ninniden çakmazmış ama hicazı biraz bilirmiş. ‘Velet’ ağlamakta ısrarcıysa “Patlatayım bir tane hicaz belki susar” diyor. Övünmek gibi olmasın, üstelik Re’den Re’den okurmuş. “Ben bir garip kuş idim//Dalına konmuş idim//Neden de bana kış dedin//Ben senin olmuş (ikinci ‘i’yi uzatarak) idim.” ‘La Playa’ (1964) (Georges Joseph Van Wetter / Pierre Barouh). Gül, bebeğini dolmuşta bırakıp babaevine giderken bu melodi duyuluyor. Şoförümüz şaşkın. “Ulan, seni ana diye doğuran fabrikaya grev girsin be. Ulan, hiç çocuk unutulur mu be?” Önce aklına Leyla Teyze gelir. Alır bakar (kendi deyişiyle ‘icabına bakar’) diye düşünüyordu ama yaşlı kadının, ‘10 evlat 27 torun’ nedeniyle, canı zaten burnundaydı. Şarkıcı Ayla’ya gitmesini söyler. Bebekleri çok severmiş. Bütün kazancını oyuncak bebeklere yatırıyormuş. Bu sırada (torunda değil ama) evlat sayısında ufak bir değişiklik yapar; “18 evlat 27 torun var dedik. Burasını çocuk yuvası mı zannettin kör olası domuz.” Güzel şarkıcı da “Barda çalışıyorum ben. Yalnızım. Kim bakar bu çocuğa” diye kabul etmeyince iş başa düşer. ‘Oğluna’ Ömer adını vermiş. Yıllar sonra Vahit Bey, kızı oyalansın diye bir okul almış. 4. Levend, Akağaç Sokak, No. 16’daki Özel Maya Okulu. ‘Kimsesiz, fakir, anasız babasız çocukları okutabilecekmiş’. Ferah Nur (O’nun da adı yok) bakanlıktan 5 tane takdirnameli müdire. Açılışta Silvana Panpani ve Sıdıka Durusu konuklar arasındaydı. Selim de ‘birinci sınıf ithalatçı olmuş’. Arkadaşı “Para olukla akıyor. Gençsin, yakışıklısın mesut olmak için hiçbir eksiğin yok” diyordu. Gene de mutsuz. Karadeniz’de gemileri batmış gibi. Aklı fikri sevdiği kızda. Ömer artık okul çağına gelmiş. Ayla’nın önerisiyle, tahmin edileceği gibi, Gül’ün okuluna getirilir. Yaşadığı dram, zavallı bir çocuğun çehresinde, karşısına çıkmış. Yine tahmin edileceği gibi aralarında bir yakınlık olur. Çocuğu yanına almak ister. ‘Osman’ da (Ömer’in bakımı için mi yoksa kalbinin sesini dinlediği için mi tam anlaşılmıyor) Ayla ile evlenmeye karar vermiş. “Anahtarla kapı açmaktan bıktım be. Bir kere de zil çalayım açsınlar, dişimi kırayım. Ulen aşk, ulen evlilik! Görün bakalım şoför sevdası ne renk oluyormuş.” Çayı öyle bardakla değil semaverle içeceklermiş. Sinemanın da Beyoğlu’ndan aşağısı yokmuş. Hem de ‘gala’. Genç kız son kez sahneye çıkıp evinin hanımı olmak istiyordu. Ancak Patron’un bakışı bakış değil. “İyi düşün kızım. Şakaya gelmem ben. Keçilik edip ille de gitmeye kalkarsan pavyondaki değil hayattaki son gecen olacak” demişti. ‘Strangers on the Shore’ (1961) (Acker Bilk) ile başlayıp ‘Casa Della Morte’ (1962) (Ortolani) ile biten sahne. Gerçekten de ‘Kalenin Bedenleri’ni söyledikten sonra gitmek isteyen genç kızı üç kurşunla öldürüyor. Şoförümüz sonunda Ömer’i okuldaki ‘hocanım’a götürmeye karar verir. Büyük bir tesadüfle Selim de Gül’ü tekrar beraber olmaya ikna etmek için oradaydı. “Venecia Sin Ti (Que C’est Triste Venise)” (1964) (Françoise Dorin). Dışarda delikanlıya “Sana ihtiyacın olan bir ilacı vereceğim” diyor. ‘Sarı bir çiçek’. Onlar konuşurken kapı aralığından her şeyi duymuş. “Sevdiğinizin çocuğunuzu bıraktığı araba bu. Şoför de ben.” Ömer’e de “Öyle aptal aptal bakma da sarıl babana” diyerek ‘pedagojik’ bir yaklaşımda bulunur. Sonra ‘eğer müsaade ederlerse, 5 yıl yedek babalık etmiş bir vatandaş sıfatıyla, pazardan pazara Ömer’le dolaşmak için izin ister’. Duygusallık doruk noktasına ulaşınca da “Artık fakir kirişi kırsın. Malum ya, iş saati. Ekmeğimize bakalım” diyor. ‘6+6’ albümündeki (1964) ‘Aponi Zoi’ (Stavros Xarhakos). Oradan uzaklaşırken arka koltuktan, yine, üstelik bu kez iki bebek ağlaması duyulur. “Ulan! Otomobil misin kuluçka makinesi misin nesin be?” Kahkahalar atarak direksiyonu öpüyor. Fausto Papetti’nin ‘3a Raccolta’ uzunçalarındaki (1962) ‘Et Maintenance (What Now My Love)’ (1961) (Gilbert Becaud) ve ardından ‘Mondo Cane’ (1962) ‘sountrack’ındaki ‘Casa Della Morte’ (Riz Ortolani). Ayla, ‘Karşıdan Gel Göreyim’i (Fahri Özkopuz) söylemiş misafirleri ‘Osman’ ve Ömercik’in masasına gitmek istiyor. ‘Işıltılı’ dünyayı yansıtan ‘zarif’ konuşma. (Arka plandaki 50’lerden ADMIRAL Dual Temp buzdolabı harikaydı.) Patron Zeki Tüney; “Demir Tüccarı Şerafettin Bey burada.” Ayla; “Bana ne! Demir alacak inşaatçılar düşünsün.” Patron; “Alayı bırak. Yakarım canını. Herif buraya senin için geliyor.” Ayla; “Misafirim var bu akşam.” Patron; “Burası misafirhane değil, Pavyon.” Ayla; “Biraz anlayışlı ol, ne olur.” Patron; “İtirazı sevmem. Şerafettin Bey’e birkaç şişe viski açtır. Sonra ister misafirinin yanına git, istersen cehenneme.” Demir tüccarı Memduh Alpar gene insaflıymış. Konuklarıyla kısa bir süre konuşmasına izin verir. ‘İki viski ısmarladığı için gece alıp götürenler de varmış’. (Yazan: Murat Çelenligil)

Şoför Deyip Geçmeyin Resimleri ve Videoları
Şoför Deyip Geçmeyin

Kadro: Sadri Alışık , Ajda Pekkan , Ömercik , Esen Püsküllü , Ferah Nur , Süha Doğan , Nevzat Okçugil , Atacan Arseven , Nermin Özses , Meral Kurtuluş , Muzaffer Yenen , Selma Erkut , Talia Saltı , Zeki Tüney , Memduh Alpar , Sıdıka Duruer , Uğur Kıvılcım , Suna Pekuysal , Nevin Akkaya , Timuçin Caymaz , Rıza Tüzün
Yönetmen: Ülkü Erakalın
Senaryo: Bülent Oran
Yapımcı: Aziz Sarıkaya, Ülkü Erakalın
Müzik:
Görüntü Yönetmeni: Memduh Yükman
Tür: Dram, Komedi
Ülke: Türkiye
Vizyona Giriş Tarihi:
Şoför Deyip Geçmeyin

Şenlik Var / Bal Kız


Şenlik Var / Bal Kız


Şenlik Var / Bal Kız Resimleri ve Videoları
Şenlik Var / Bal Kız

Kadro: Türkan Şoray , Zeki Alasya , Ömercik , Salih Kırmızı , Hülya Tuğlu , Semih Sezerli , Asuman Arsan , Mualla Sürer , Cevat Kurtuluş , Muammer Gözalan , Renan Fosforoğlu , Sevgi Kaya , Rıza Tüzün , Faik Coşkun , Muzaffer Yenen , Mustafa Yavuz , Sabahat İzgü , Kürşat Alnıaçık , Ahmet Açan , Günay Güner , Mehmet Uğur , Yaşar Şener , Lütfü Engin , Mehmet Yüksel , Hayri Arlı , Şener Şen , Sadettin Erbil , Esen Günay , Jeyan Mahfi Tözüm
Yönetmen: Nejat Saydam
Senaryo: Erdoğan Tünaş
Yapımcı: Murat Köseoğlu
Müzik: Metin Bükey
Görüntü Yönetmeni: Melih Sertesen
Tür: Dram, Duygusal, Komedi
Ülke: Türkiye
Vizyona Giriş Tarihi: 01 Ekim 1974
Şenlik Var / Bal Kız

Şehvet Kurbanı


Şehvet Kurbanı


Şehvet Kurbanı Resimleri ve Videoları
Şehvet Kurbanı

Kadro: Yıldırım Önal , Sevda Ferdağ , Muhterem Nur , Turgut Özatay , Ömercik , Tülin Örsek , Perran Kutman , Ekrem Dümer , Muammer Gözalan , Şemsi İnkaya , Abdullah Şahin , Muzaffer Cıvan , Muzaffer Yenen , Hüseyin Kutman , İsmail Varol , Müjgan Gözalan , Zülfükar Öner
Yönetmen: Nejat Saydam
Senaryo: Nejat Saydam
Yapımcı: Murat Köseoğlu
Müzik: Selman Ada
Görüntü Yönetmeni: Melih Sertesen
Tür: Dram
Ülke: Türkiye
Vizyona Giriş Tarihi: 01 Nisan 1973
Şehvet Kurbanı

Sürgünden Geliyorum


Sürgünden Geliyorum


Sürgünden Geliyorum Resimleri ve Videoları
Sürgünden Geliyorum

Kadro: Fikret Hakan , Arzu Okay , Nebahat Çehre , Yıldırım Önal , Metin Serezli , Erol Taş , Bilal İnci , Müjdat Gezen , Kayhan Yıldızoğlu , Ömercik , Feridun Çölgeçen , Osman Alyanak , Muammer Gözalan , Ali Seyhan , Lütfü Engin , Mustafa Yavuz , Niyazi Vanlı , Yılmaz Kurt , İhsan Bayraktar , Ali Demir , Faik Hiçyılmaz , Kemal Ergüvenç , Sadettin Erbil , Timuçin Caymaz , Nevin Akkaya , Cüneyt Türel
Yönetmen: Fikret Hakan
Senaryo: Fikret Hakan
Yapımcı: Semih Sarıoğlu
Müzik: Vasfi Uçaroğlu
Görüntü Yönetmeni: Cengiz Tacer
Tür: Dram, Macera, Polisiye
Ülke: Türkiye
Vizyona Giriş Tarihi: 01 Ekim 1971
Sürgünden Geliyorum

Son Kızgın Adam


Son Kızgın Adam
Hapisten çıkan bir kasa hırsızının intikam öyküsü. Büyük bir soygun gerçekleştiren kasa hırsızı Yılmaz, polisten kaçarken vurulup yaralanır. Yalnız yaşayan bir baba-kızın yanına sığınan Yılmaz, önce onları korkutsa da zamanla tedavi ettikleri bu adam ailenin hayatına girer. Evin kızıyla evlenen Yılmaz'ın aklı hala gizli bir yere sakladığı paralardadır.

Son Kızgın Adam Resimleri ve Videoları
Son Kızgın Adam

Kadro: Yılmaz Güney , Eva Bender , Sevgi Can , Nubar Terziyan , Münir Özkul , Ömercik , Raik Alnıaçık , Feridun Çölgeçen , Hüseyin Zan , Renan Fosforoğlu , Faik Coşkun , Faruk Panter , Kudret Karadağ , Aldoğan Işıklar , Semra Yıldız , Erdoğan Seren , Oktay Yavuz , Cevdet Balıkçı , Reşit Çildam , Ahmet Karaca , Zeki Sezer , Ahmet Turgutlu , Süheyl Eğriboz , Hüseyin Salver , Niyazi Vanlı , Nermin Özses , Ersun Kazançel , Abdurrahman Palay , Sadettin Erbil , Mümtaz Ener , Handan Kadıoğlu , Tijen Par , Rıza Tüzün , Hüseyin Salıcı , Hayri Caner , Reşit Çildam , Lütfü Engin
Yönetmen: Zafer Davutoğlu
Senaryo: Zafer Davutoğlu, Vural Pakel
Yapımcı: Zafer Davutoğlu
Müzik: Fecri Ebcioğlu
Görüntü Yönetmeni: Kenan Davutoğlu
Tür: Dram, Gerilim, Macera
Ülke: Türkiye
Vizyona Giriş Tarihi:
Son Kızgın Adam

Solan Bir Yaprak Gibi


Solan Bir Yaprak Gibi


Solan Bir Yaprak Gibi Resimleri ve Videoları
Solan Bir Yaprak Gibi

Kadro: Tarık Akan , Fatma Girik , Muzaffer Tema , Münir Özkul , Nubar Terziyan , Melek Görgün , Ömercik , Zafer Önen , Muammer Gözalan , Meral Kurtuluş , Nermin Özses , Yaşar Şener , Vahit Volkan , Muadelet Tibet , Mehmet Büyükgüngör , Erdoğan Üçkaya , Hayri Esen , Birsen Kaplangı , Rıza Tüzün , Erdoğan Esenboğa , Jeyan Mahfi Tözüm
Yönetmen: Mehmet Dinler
Senaryo: Mehmet Dinler, Burhan Bolan
Yapımcı: Şahan Haki
Müzik: Metin Bükey
Görüntü Yönetmeni: Kriton İlyadis
Tür: Duygusal
Ülke: Türkiye
Vizyona Giriş Tarihi: 01 Ocak 1972
Solan Bir Yaprak Gibi

Silahlı Paşazade


Silahlı Paşazade
‘The Spy Who Came in from the Cold’ (1965) (Sol Kaplan). Murat Paşa’nın 50 falaka ile cezalandırdığı Mahinur Kalfa ve Çerkez Halayık Huriye. Huriye; “Ah Mahinur Kalfa! Benim yüzümden senin de başın derde girdi.” Mahinur; “Allah büyük, kızım! Gün ola harman ola. Ah yerde kalır mı sanıyorsun sen? Kalmaz. Eğer bunun intikamını Paşa’dan almazsam bana da Mahinur Kalfa demesinler.” Huriye; “Aman Dadı sus. Yerin kulağı vardır.” Mahinur; “Dur sen kızım dur! Öyle bir oyun oynayacağım ki şeytanın aklına gelmez. Öyle bir oyun ki felek de beğensin sen de.” “Testi doldurdum çaydan//Gülü de kopardım daldan//Testi kulpun kırılsın//Beni de ayırdın yardan.” Jenerikteki ezgi ve Erdoğan Esenboğa’nın sesi ile ‘Osmanlı tarihinde disipliniyle meşhur Murat Paşa’yı tanıyoruz. ‘Alaydan yetişme, barut gib i sert bir asker’. Hiç şakası yok. Öfkelendiği zaman gözü hiçbir şeyi görmez, en ufak bir kusuru bağışlamazmış. [‘Pranga Mahkûmu’nda (1967) Mansur Paşa’nın olan] Çalışma odasında ‘etrafına dehşet ve korku saçıyordu’. Ramazan günü oruç bozan Gebzeli Recep Çavuş’a önce tükürüp okkalı bir tokat atar. Ardından cezasını söyler; “Falakaya yatırın. Otuz (Mümtaz Ener’in söyleyişiyle ‘ottuz’) sopa.” İkinci zanlı ‘asker firarisi’ Bursalı İrfan Efendi. ‘Askerlik şerefini hiç düşünmeden yaptığı bu hareketin’ cezası bir tokat, bir tekme ve 30 gün katıksız hapis olur. Getirilen üçüncü kişi tanıdık biri. Arabacısı Yunus Ağa. ‘Cürmü, zatı şahanelerin konağına mensup Çerkez Halayık Huriye Hatun’la gizlice muaşaka kurmak’. Paşa’nın himayesindeki biçare kızın şeref ve namusunu lekelemiş. “Hareketim asla kötü bir harekete matuf değildi. Müsaade buyurursanız evlenmeye hazırım” dese de kendini kurtaramaz. Paşa’nın gazabı müthiş; “Bre nankör! Bunu şimdi mi söylersin? Ekmek yediğin kapıya ihanet ettikten sonra bir de mükâfat mı beklersin?” Cezası akıl alır gibi değil; İki tokat, 40 kırbaç ve zindan. ‘Manfred Senfonisi, Si minör Op. 58: IV. Allegro con fuoco’ (1885) (Pyotr Ilyich Tchaikovsky). Arap Celal tarafından kamçılandıktan sonra [‘Pranga Mahkûmu’nda (1967) Yzb. Talat’ın yıllarını geçirdiği] hücreye atılır. Bu sırada neferler tarafından dipçikleniyordu. ‘Kemençe ile Taksim’. Huriye’nin gözyaşları ve ‘karnında taşıdığı günahsız yavru’ bile Paşa’yı yumuşatamıyor. Bir daha ‘Yunus’u affetmekten bahsedenin’ ağzını yırtacakmış. ‘Sevdim Yine Bir Nev-Civân’ (Basmacı Abdi Efendi). Murat Paşa’nın da yakında bir çocuğu olacaktı. Karısı Meşkure Sultan ‘bu vesilesiyle bir sevap yapıp Yunus’u bağışlaması için’ ricacı olunca yine kükrüyor; “Bir daha sakın o rezil köpeğin adını ağzına alayım deme. Boş düşersin.” ‘Bu Akşam Gün Batarken Gel’ (Tatyos Efendi / Ahmet Rasdim Bey). Huriye’nin ‘iki gözü iki çeşme ağlamaktan teberrüm edeceğini’ gören Mahinur Kalfa da şansını denemek gafletinde bulunur. İyi bir zamanlama yaptığını düşünerek kahve götürdüğünde “Salıverin fukarayı da hayır dua alın. Sizin gibi koskoca bir paşaya yuva yıkmak yakışmaz” diyor. Verilen ceza korkunç; Tosun Ağa’nın vurduğu 50 falaka. Biz bunun 12’sini izliyoruz. Dadı acılar içinde inlerken intikam yemini ediyordu. İki doğum aynı gün olunca bu fırsat eline geçer. Huriye’nin kızı ‘The Spy Who Came in from the Cold’ (1965) (Kaplan); Meşküre Sultan’ın oğlu ‘Lawrence of Arabia’daki (1962) “Sun’s Anvil” (Maurice Jarre) ile dünyaya geliyor. Yine Erdoğan Esenboğa’nın sesi; “Huriyecik loğusa yatağından bir daha kalkmadı. Geride öksüz bebeğini bırakarak hayata veda etti… Birden Dadı’nın aklına bir şeytanlık düştü. Şimdi Paşa’dan intikam almanın zamanı gelmişti.” Çocukların yerlerini değiştirir. Meşküre Sultan ‘çocuğuna’ Nilüfer adını vermiş ve öz evladı bilerek bağrına basmış. “O’nun Huriye ve Yunus’un kızı olduğu kimsenin aklının ucundan bile geçmiyordu. Paşa’nın oğluysa bir kenara atılmış, Dadı’nın merhamet ve bakımına terk edilmişti. Dadı çocuğa Şahin adını koydu.” Bu arada Yunus, ‘insafa gelen Paşa tarafından affedilir’. Ama Huriyesinin ölümü nedeniyle kin dolu. Çocuğunu almaya geldiğinde ‘er geç intikam alacağını’ söylüyor; “Eğer ben almazsam şu kucağımdaki sabi anasının intikamını alacak.” Yıllar sonra kini azalacağına artmış. Geçmişi unutamamış. Çeşmemeydanı’nda [‘Pranga Mahkûmu’nda (1967) Kerimoğlu’nun olan] bir kahve işletiyor. “Devrin namlı kabadayıları, meşhur musikişinasları bu kahveye devam ederler saz, söz eksik olmazdı. Bir yanda kabadayılık menkıbeleri anlatılırken öte yanda saz takımı icra-i sanat ederdi.” Şahin, ‘babasının’ kahvesinde racon ile musiki arasında yetişiyor. O koşturma arasında ut çalmasını öğrenmiş. Mert, yiğit, yürekli bir delikanlı. Terbiyeli, kibar ve nazik bir İstanbul Beyefendisi. Alaattin Şensoy’un sesi ile şarkılar da söylüyor. “Hey gidi dünya hey! Kahveci çırağının aslında bir paşa oğlu olduğu kimin aklına gelirdi.” ‘Kürdîli-Hicazkâr Peşrevi’ (Kemençeci Vasilaki) dinlediğimiz sahnede elinde tepsi “Şekerli biir” diye bağırıyor. Eğer tercih şansı olsa muhakkak ki kendisine yol olarak musikiyi seçermiş. Ancak Yunus, oğlunu ‘çalgıcı’ yapmaya niyetli değil. ‘İntikam, intikam’ demekten başka bir şey yaptığı yok. ‘Dök Zülfünü Meydane Gel’ (Tanburi Mustafa Çavuş / Âşık Hıfzî). Zavallı Şahin’in ensesinde boza pişerken, Nilüfer saltanat ve debdebe içinde yaşıyordu. Musiki derslerinde ‘ziyadesiyle terakki göstermiş’. Kısa zamanda usta mertebesine vasıl olmuş. Kanun üstadı. ‘Telgırafın Tellerine Kuşlar Mı Konar’. Sevim Şengül’ün sesi ile babasına bir Uşşak, İstanbul türküsü söylüyor. “Yaşa kızım! Sayende mübarek Ramazan’da kulaklarım bayram etti.” [Filiz Akın’ı buradaki küpeleri ile ‘Paşa Kızı’ndaki (1967) ‘düm teka düm tek’ sahnesinde tekrar göreceğiz. Daha da ilginci üzerindeki elbiseyi, aynı filmdeki Pervin-Gülbin Eray’a ödünç vermiş. Sanatçı, havuz kanarındaki ut dersinde giyiyordu]. Hocası Hacı Tahir Bey de Çeşmemeydanı’ndaki kahvenin müdavimlerinden. Murat Paşa, bir gün, kendisinden konağa ‘güçlü, kuvvetli, kabadayı bir arabacı bulmasını ister’. Tahir Bey konuyu açtığında Yunus’un gözleri parlıyor. Beklediği fırsat ayağına gelmiş. ‘Manfred Senfonisi, Si minör Op. 58: I. Lento lugubre.’ (1885) (Tchaikovsky). Oğlunu “Arabacı olacaksın. Ananın intikamını alacaksın. Mezarında rahat uyuyacak” diye ikna ediyor. Paşa, daha çok bir kalem efendisine benzeyen delikanlıya yakınlık duyar. Nilüfer de yakışıklı arabacıyı çok sevmiş. Dadı’ya “Bu arabacıyla mesire yerlerinde gezerken herkes bize bakacak. Çekemeyenler de hasetlerinden çatlayacaklar” diyor. Emirgan’a gittikleri gün Füruzan Bey bir güle iliştirilmiş name atınca Şahin’den dayak yer. Dövdüğü kişinin Rüstem Paşa’nın oğlu olduğunu bilmiyordu. Ama bilse de durum değişmez gene dövermiş. Bu tatsız olay Nilüfer ile birbirlerini daha yakından tanıyıp sevmelerine neden olur. ‘Uşşak Makamında Kemençe Taksimi’. Genç kız aşkını Dadı’ya da itiraf ediyor. Yunus Ağa ise intikamın hâlâ alınamamış olması nedeniyle huzursuzdu. Direklerarası’nda Paşa’ya ateş etmek isterken Şahin engel olur. Karakolda “İçkiliydim, coştum, havaya ateş ettim” diyerek suçu üstlenir. Kadri Şençalar’ın uduyla ‘Bayati Makamında Giriş Taksimi’. Yıllar önce babasının kaldığı hücreye atılışı bu notalarla. Hollywood filmlerinde tutuklular kan ter içinde egzersiz yaparken Yeşilçam’dakiler tespih çekip odayı adımlıyorlar. ‘Siyah Ebrûlerin Durûben Çatma’ (Lemî Atlı / Kul Mehmet) ve ‘Uşşak Makamında Arap Saz Semaisi’. Yunus, oğlunun kurtarılmasına aracılık etmesi için Tahir Bey ile konuşuyor. ‘Manfred Senfonisi, Si minör Op 58: I. Lento lugubre’ (1885) (Tchaikovsky) ve ardından ‘IV. Allegro con fuoco’. Durum Nilüfer’e ve sonunda Murat Paşa’ya kadar ulaşır. O da ‘güzel kızının hatırı için’ Şahin’i affeder [Filiz Akın’ı bu sahnelerdeki giysi ile ‘Paşa Kızı’nda (1967) ‘Solsan Da Sararsan Yine Gül-Penbe Dehensin’i söylerken göreceğiz]. Âşıkların hasreti bitmiş. Emirgan’da dolaşıyorlar ama Onları gören Füruzan’ın öfkesi daha da artmış. Direklerarası’nda arkadaşı Hulusi’ye “Bu herif beni can evimden vurdu. Rezil, kepaze olduğum yetişmiyormuş gibi sevdiğim kızı da elimden aldı” diye yakınıyor. Kahramanımızın başına çorap örmesi için bir torba dolusu para verir. ‘Sun Da İçsin Yâr Elinden Âşıkın Peymâneyi’ (Bimen Şen / Ahmet Refik Altınay). Hulusi, kahvede Yunus’a oğlunun Nilüfer ile olan beraberliğini ballandırarak anlatır; “Kırlarda, bayırlarda, ağaç kavuklarında kumrular gibi sevişiyorlar.” İntikam için gönderildiği köşkte böyle bir ‘muaşaka’ kurması Şahin’e pahalıya mal olur. 17 kamçı. Ancak ceza, şimdilik, Murat Paşa’dan değil babasından. “Yeter” diye bağırdıkça aldığı yanıt; “Sus! Bana karşı mı geliyorsun?” Neyse ki bayılır da bu işkence biter. ‘Hüseyni Makamında Saz Semaisi’ (Kemani Tatyos Efendi). Yatak döşek yattığı günlerde yerini Yunus alır. Oğlunun durumu için Paşa’ya “Üşütmüş. Birkaç güne kadar geçer” diyor. Şahin’i görmek isteyen Nilüfer’i eve götürüp rehin alır. Oğlu, Paşa’yı vurmazsa genç kızı öldürecekmiş. Eline fırsat geçmişken bunu neden kendisinin yapmadığı belli değil. ‘Kürdîli Hicazkâr Saz Semaisi’ (Kemani Tatyos Efendi). Şahin tekrar işe başlamış. Ancak tam da o gün Veysel bir mektup getirir. Füruzan ‘nâmütenahi hürmet ve muhabbetle dolu olduğu Paşa’ya kerimeleri Nilüfer hanımefendiyle arabacısı Şahin arasında bir müddetten beri muaşaka teessüs etmiş olduğunu’ bildiriyor. ‘Bu muaşaka umuma mahsus yerlerde alakayı celbedecek, dedikoduyu mucip şekilde devam etmekteymiş’. Bu arada Paşa, kızının kaçırıldığını anlamış Şahin’i sorguya çekiyor. Konuşturma yöntemi iki tokat ve 14 kamçı. Kahramanımız birkaç gün arayla ikinci kez kırbaçlanıyor. Umarız alışkanlık yapmamıştır. Filmin sonuna doğru Yunus, Nilüfer’e; Murat Paşa da Şahin’e (kendi çocukları olduklarını bilmeden) silah doğrulturlar. Ama Rıfat Ilgaz’ın ‘Kulağımız Kirişte’ kitabında (Çınar Yayınları-1983) yer alan (sf. 55) ‘Benim Güzel Yavrum’ şiirindeki gibi; “...//‘Cellat’ demiş padişah,//‘Uçurun başını’//Demiş ama, benim güzel yavrum,//Dediğiylen kalmış!” Mahinur Kalfa’nın gerçeği açıklamasıyla mutluluklarına tanık oluyoruz. Arabacı-paşa kızı arasındaki sınıf farkı, Yunus’un intikam-intikam diye yırtınması, Murat Paşa’nın olası öfkesi unutulur gider. Nilüfer; “Bugüne kadar bilmeyerek oğlunuzun yerini aldığım için beni affediniz Paşa Hazretleri.” Murat Paşa; “Suçun çok büyük Nilüfer. Tabii cezan da ağır olacak. Bu günden itibaren gelinim olmaya mahkûmsun.” ‘Sultanîyegâh-Ferahfeza Saz Semaisi’ ile geldikleri Emirgan. Şahin; “Sizi sevmeye hakkım yok. Sizi sevemem. Sevsem bile söyleyemem.” Nilüfer; “Bu mahviyyetinizin sebebi nedir?” Şahin; “Bir arabacının bir paşa kızına gönül vermesi gülünç olur.” Nilüfer; “Ya paşa kızı arabacısına gönül vermişse?” Şahin; “Buna imkân yok. Şimdiye kadar böyle bir hadise vuku bulmamıştır.” Nilüfer; “Ya şimdi vuku bulursa?” Şahin; “Ya kızın paşa babası duyarsa?” Nilüfer; “Gönül ferman dinlemez arabacım.” (Yazan: Murat Çelenligil)

Silahlı Paşazade Resimleri ve Videoları
Silahlı Paşazade

Kadro: Cüneyt Arkın , Filiz Akın , Turgut Özatay , Mümtaz Ener , Dursune Şirin , Nevzat Okçugil , Nubar Terziyan , Gülten Ceylan , Necdet Tosun , Hüseyin Zan , Ömercik , Necip Tekçe , Özcan Yiğitmen , Yaşar Şener , Kudret Karadağ , Ahmet Turgutlu , Arap Celal , Behçet Nacar , Adnan Mersinli , Ali Seyhan , Enver Dönmez , Faruk Panter , Feri Cansel , Hayri Esen , Rıza Tüzün , Vala Önengüt , Jeyan Mahfi Tözüm , Pekcan Koşar
Yönetmen: Türker İnanoğlu
Senaryo: Fuat Özlüer
Yapımcı: Türker İnanoğlu
Müzik: Metin Bükey, Rauf Tözüm
Görüntü Yönetmeni: Çetin Gürtop
Tür: Duygusal, Tarihi
Ülke: Türkiye
Vizyona Giriş Tarihi:
Silahlı Paşazade

Sevgim Ve Gururum


Sevgim Ve Gururum
Kocasının aşırı kıskançlıklarına dayanamayıp evini terkeden bir kadının öyküsü.

Sevgim Ve Gururum Resimleri ve Videoları
Sevgim Ve Gururum

Kadro: Hülya Koçyiğit , Cüneyt Arkın , Cahide Sonku , Avni Dilligil , Mümtaz Ener , Mahmure Handan , Süleyman Tekcan , Leman Öztürk , Ömercik , Selahattin İçsel , Lütfü Engin , Zeki Sezer , Bedri Çavuşoğlu , Ferah Nur , Reşit Çildam , Emire Erhan , Ali Kayral Kip , Tarık Fulya , Jeyan Mahfi Tözüm , Mehmet Büyükgüngör , Nevin Akkaya , Muhip Arcıman , Mustafa Yavuz , Agah Hün , Sacide Keskin , Toron Karacaoğlu , Nedret Güvenç
Yönetmen: Süreyya Duru
Senaryo: Erdoğan Tünaş
Yapımcı: Naci Duru
Müzik:
Görüntü Yönetmeni: Özdemir Öğüt
Tür: Dram
Ülke: Türkiye
Vizyona Giriş Tarihi: 18 Ekim 1965
Sevgim Ve Gururum

Sevgili Babam


Sevgili Babam
Franck Pourcel Orkestrası’nın “Un’Orchestra Nella Sera Vol. 4” albümündeki (1965) ‘Ma Vie’ (1964) (Alain Barriére). Ayşe; “Anne, Orhan Bey’le evlenmeyi düşünmüyorsun değil mi? Evlenmeyeceksin değil mi anne?” Nevin; “Bilmiyorum, kararsızım. Evlenirsem üzülür müsün?” Ayşe; “Evet!” Nevin; “Hoşlanmadın mı O’ndan?” Ayşe; “Mesele Orhan Bey veya bir başkası değil. Senin evlenmen. Hislerimi nasıl anlatacağımı bilmiyorum. Her kadının hayatında ‘bir’ erkek olmalı bence. Ölse bile ‘sadece o erkeğe’ bağlı kalmalı kadın.” Nevin; “Baban öleli çok oldu Ayşe. Bunca yıl O’na bağlı kaldım.” Ayşe; “Bundan sonra da kalabilirsin.” Nevin; “Kalmak isterdim. Ama izah edemeyeceğim birçok sebep var evlenmem için. Yalnız şunu iyi bil. Günün birinde evlenirsem asla bir aşk izdivacı olmayacak bu. Ben hayatta y alnız babanı sevdim. Ve ölünceye kadar da yalnız O’nu seveceğim.” Jenerikte Paul Mauriat Orkestası’nın ‘Chitty Chitty Bang Bang’ uzunçalarındaki (1969) ‘Those Were The Days’ (1968) (Gene Raskin) ve Ayşe’nin Kamuran Akkor’un sesiyle söylediği ‘Beyaz Kelebek’ var; “Şarkı söylüyorum bak//Senin hatırın için//Bütün yıldızları yak//Beni coşturmak için//**//Bülbüller gibiyim//Neşeli şarkılar//Söylerim hiç durmadan//Beyaz bir kelebeğim.” 60’ların sonunda İstanbul, Bebek’teyiz. (Aralarında Dursune Şirin’in oğlu İbrahim Şirin’in de olduğu) 10-20 genç bisikletle dolaşıyor. ‘Ağlayan Bir Ömür’de (1968) Şerminlerin olan ‘Villa Hanzade’. Köprüden sonra hemen soldaki Güvercin Sokak’taymış. Nevin Ersoy, oğlu Murat ve kızı Ayşe kalıyor burada. Kocası Sedat 13 sene önce bir kan davası nedeniyle ‘iki kişiyi birden öldürüp’ 30 yıl ceza almış. Şimdi İmralı Cezaevi’nde 266 numaralı mahkûm. Genç kadın ‘çok acı verdiği için’ akordu bozuk piyano dışında O’na ait hiçbir şey bırakmamış evde. ‘Bir resim bile’. Çocuklar öldü biliyorlar. ‘Lekeli bir adam olarak karşılarına çıkmaktansa dürüst bir baba olarak hayallerinde yaşamayı tercih etmiş’ Sedat. Dahası karısından da boşanmış. ‘Belki tabiat kanunlarına yenileceğinden, nikâhı altında yaşarken yanlış bir adım atıp şerefini lekeleyeceğinden korkmuş’. Oysa genç kadın ‘ömrü boyunca sadık kalabilirdi’. Mektup ve hapishane ziyaretleriyle ilişkisini sürdürmeye devam ediyor. Küçükken neyse de çocuklar büyüdükçe ‘ihtiyaçları, dertleri çoğalıyor’. Başa çıkmak zorlaşıyor. Murat yakışıklı, tam bir erkek olmuş. O sene fakülteye başlayacaktı. Şimdilik harçlığını çıkarmak için Balıkçı Osman’ın yanında çalışıyor. Ayşe de annesi gibi çok alımlı. Piyano çalıyor. Sesi de güzel. Belki Ankara’daki konservatuvara göndereceklermiş. Ev işlerine yardım eden bir yardımcıları var; Minnoş. Çocukların yaramazlığı ile baş edemiyor. ‘Bir gün yüreğine inecek’miş. “Yettiyse yetti be” deyip duruyor. 7-8 yaşlarındaki torunu da oradaydı. Ömer ayaklı gazete gibi. Olan biteni O’ndan öğreniyoruz. Diğer adı ‘dedikoducu velet’. Hemen hemen her gün gördüğümüz biri daha var. Milyoner fabrikatör Orhan. O da Sedat’ı öldü zannediyor. ‘Kültürlü, iyi bir insan’. Her gelişi kırmızı güllerle. Ayrıca gençlere hediyeler. ‘Ne istediği belli’. Nevin’le evlenmek. Henüz olumlu bir yanıt alamamış ama ‘ümitliymiş’. Genç kadın, Ayşe ve Murat için endişeliydi. “Hayatımıza yabancı bir erkeğin karışmasını istemeyebilirler. Ne olursa olsun Onların huzursuz ve bedbaht olmalarına tahammül edemem” diyor. Orhan ise sabırlı. ‘Çocukları seviyor ve Onların da kendisini sevmesi için ne lazımsa yapacakmış’. Anne Nezihe Güler’e göre bu gayret boşuna; “Dünyayı bağışlasan bu çocukları memnun edemezsin.” İşadamının evdeki adı ‘Sarı Çıyan’. Ayşe ile Ömer takmışlar bu ismi. Murat’a göreyse ‘genç, yakışıklı üstelik zengin bir adam’. Böyle düşünmesinde ‘gıcır gıcır bir deniz motoru ve [‘Sevemez Kimse Seni’den (1968) anımsadığımız] 57 model Cabriolet Bel-Air Chevrolet’ etkili olmuştur belki. Delikanlının, Leyla adında ‘nefis’ bir sevgilisi var. Oranın kabadayılarından Cemil de aynı kıza tutkun. Bir tatsızlık çıkacağı belli. Sedat kır saçlı, yakışıklı bir müzisyen. Hapiste çile doldururken boş durmamış. Mahkûmlara müzik dersi veriyor. Dört keman, klarnet, darbuka, ut, cümbüş, kanun, tef ve akordeondan oluşan bir orkestra kurmuş. Nevin görüş için geldiğinde son bestesini çalışıyorlardı; ‘Zalimin Zulmü Varsa’ (1969) (Suat Sayın). Hapishane müdürü Aydın Tezel’e göre şarkının adı ‘Aşkların En Güzeli’. Sözlerini de biraz değiştirmiş; “Daha benden ayrılmadan//Başka sevgili buldun//Saadet hiç belli olmaz//Sevgilim mesut olsun.” [Sema Özcan, bu sahnedeki elbiseyi ‘Ağlayan Bir Ömür’de (1968) alışveriş yaparken giymişti.] Sedat, nasıl olduysa affedilmiş. ‘Bu güzel haberi’ söyleyip sürpriz yapacaktı. Ancak Nevin ‘kendisi ile evlenmek isteyen birisi olduğunu’ söyleyince vazgeçer. ‘Böylesi çocuklar için daha iyi olacakmış’. Sevdiğini yanağından öperek yolcu eder. Tahliye olurken ‘mümkün olduğu kadar uzaklara, çok uzaklara gideceğini’ söylüyordu müdüre. Franck Pourcel Orkestrası (1965); “Scating Waltz (The Skater’s Waltz) (Les Patineurs)” (1882) (Emile Waldteufel-plakta N. Glazberg). Nereye vardığı belli olmayan bir tren yolculuğundan sonra otele yerleşmesi bu melodi ile. Erwin Halletz Orkestrası’ndan ‘Die Fünfte Kolonne’. Nazım Usta’nın oto tamirhanesinde çalışmaya başlamış. Ama orada fazla kal(a)maz. Müşterilerden Muzaffer Yenen’in 15 yaşındaki kızını görünce Ayşe’yi anımsamış. Harput Turizm otobüsüyle ver elini İstanbul. Bebek’te herkes müzisyen. Başar Tamer’in söylediği ‘Ayşe’ ile sokakta dans ediyorlar. “Sen gül dalında goncasın//Bir gün de açacaksın//Ne yazık ki en sonunda//Sararıp solacaksın//**//Hey Ayşe! Gel bana//Neden böyle hırçın bir kızsın//Böyle çapkınsın//Bir öpücük verir misin bana?” Balıkçı Osman-Vasfi Uçaroğlu, klarnet; Banka odacısı Veli-Sami Hazinses, keman; Manav-Münir Özkul, flüt; Osman-Necdet Tosun, tef çalıyor. Kahramanımıza yardımcı olmak için yarışıyorlar. ‘Şöyle ucuz tarafından bir yer arıyordu’. Osman’ın ‘müstakil, tek odalı’ bir evi varmış. Ortaya yerleşir. Balıkçı candan bir arkadaş. Adlarını karıştırdığı (ve altısını öğrenebildiğimiz) sekiz çocuğu var. Mustafa, Hüseyin, Saliha, Veysel, Ahmet, Mehmet. Sadece isimlerini değil sayılarını da karıştırmış. Hamile karısını gösterip “Sekizinci de yolda” diyor. Niyeti “12’yi tamamlamak”. Daha sekizle dokuzu karıştırdığı için bunu başardı mı bilemiyoruz. Kezban ‘çok becerikli, sağlam, hamarat bir kadın’. Bütün aileyi çekip çeviriyor. Sedat, çocuklara müzik derslerine başlar. Esnafla birlikte ‘fakir çocuklar yararına bir konser vereceklermiş’. Sonrasında olaylar çok hızlı. Ayşe’nin ‘Çayır Çimen Geze Geze’yi söylediği gün piyanoyu akort eder. Kızıyla konuşurken Nevin, Orhan ve anne Nezihe Güler [‘Mazimdeki Kadın’da (1969) gördüğümüz ve Sema Özcan’a ait ‘34 KL 920’ plakalı araba ile] gelince, gizlice ordan uzaklaşır. Yine Franck Pourcel’den ‘Una Lacrima Sul Viso’ (1964) (Lunero / Mogol). Osman’la dolaştığı bir gün oğluyla da ‘tanışıyor’. Delikanlı arabasıyla arkadaşlarını gezdiriyordu. “Yeni babalık müsaade etmiyor. Balığa çıkmayacağım senle. Haberin olsun” diyor balıkçıya. Paul Mauriat’nın ‘Blooming Hits’ 33’lüğündeki (1967) ‘Penny Lane’ (1967) (Lennon/McCartney). Diğer yandan Leyla ile ilişkisi ilerlemiş. Genç kız kendisini öpücüklere boğuyor. Bizimkinin yüzü hep ‘ruj izi dolu’. Beraberken çok mutlu olmalarına karşın evlenmeyi düşünmüyorlar. Tek sorun Cemil’in kıskançlığı. Bir gün birbirlerine gireceklerken Sedat yetişip ayırır Onları. Ayşe’nin yaş gününde ufak bir tatsızlık yaşanır. [Sema Özcan bu sahnedeki giysiyi ‘Hayatımın Erkeği’nde (1969) Mümtaz Ener ile ve ‘Aşk Bu Değil’de (1969) Turgut Özatay ile dans ederken giyecektir.] Minnoş iki katlı pasta yapmış. Orhan Bey de yepyeni bir piyano almış. Ancak odada bir eksiklik var. ‘Çok kıymet verdiği ve babasından hatıra olan piyano eskiciye satılmış’. Annesi “Yenisi alındığına göre satmakta bir mahzur yok diye düşündüm” diyor. Aynı gün Balıkçı Osman, doğum günü için bir kitap göndermiş Ayşe’ye; ‘Memleket Türküleri’ (1964-Hakan Yayınevi) (Neriman Tüfekçi-Nida Tüfekçi). ‘Vivre Pour Vivre’ (1967) (Francis Lai). Genç kız teşekkür etmek için gittiğinde Sedat ile karşılaşır. Daha da ilginci eskiciye satılan piyanoyu, nereden para bulduysa, kahramanımız satın almış. Genç kız, son bestesi ‘Zalimin Zulmü Varsa’yı öğrenir O’ndan. Şarkıyı öğreten kişiyi ‘biraz yaşlıca, şakakları kırlaşmış ama gene de çok yakışıklı’ diye anlatınca Nevin, Sedat’ın oralarda olduğunu anlar. ‘La Playa’ (1964) (Georges Joseph Van Wetter / Pierre Barouh). ‘Eski kocası’ ile karşılaşması, Franck Pourcel’den dinlediğimiz melodi ile. Affedildiğini öğrenmiş, beraber olmaları için yalvarıyor. Kahramanımız hâlâ “Hapishanede her şeyi konuştuk, karar verdik. Yollarımız tamamen ayrıldı” havasında. Gelmemek ve çocukları görmeden yaşamak için çok mücadele etmiş kendisiyle. “Elinde görme imkânı yokken acı da olsa insan hasrete dayanıyor. Fakat istediğin an görebileceğini düşününce mesafeler kısalıyor.” Sonrasında buradan ayrılamamış. Gelmenin de kalmanın da çok büyük hata olduğunu düşünüyor. “Bir an evvel hatamı tamir edeceğim, merak etme. Hemen gideceğim, hemen şimdi” diyor. ‘Edeceğim’ ve ‘gideceğim’, Toron Karacaoğlu’nun seslendirmesinde ‘edicim’ ve ‘gidicim’ olmuş. Albinoni’nin Sol minör Adagio’su. Nevin’in ordan ayrılışı sırasında bu melodi var. Orhan’a her şeyi anlatır. ‘O serbestken, buradayken başkasıyla evlenemezmiş’. İşadamı evlilikte yine de ısrarcı. ‘Birkaç gün düşünüp öyle karar vermesini’ istiyor. Ayşe gerçeği annesinden değil Sedat’ın odasında bulduğu gazeteden öğrenir. Bu sahnede eski tarihli değil, filmin çekimleri sırasındaki 24 Temmuz 1969 günkü Son Saat kullanılmış. “Kan davası yüzünden iki kişiyi birden öldüren Sedat Ersoy müebbet hapse mahkûm edilmiş fakat bazı hafifletici sebepler göz önüne alınarak cezası 30 yıla indirilmiştir.” Aynı sayfada ‘Apollo 11’in dönüşte ineceği yer köpek balıkları dolu’ haberi var. ‘My Way’ (1967/69) (Claude François / Paul Anka). ‘Ayaklı Gazete’ Ömer son gelişmeleri anlatıyor Ayşe’ye. ‘Annesi 2-3 gün içinde evlilik konusunda karar verecek ve kendisi Ankara’ya konservatuvara gönderilecekmiş’. Bunu duyunca babası ile kaçmaya karar verir. Münir Özkul ‘Akdeniz’e gideceğini’ söylüyor. Osman, motoruyla vapura kadar götürecekmiş. ‘A Taste Of Honey’ (1960) (Bobby Scott / Ric Marlow) ve ardından ‘Hatari!’deki (1962) ‘The Sounds Of Hatari’ (Henry Mancini). Bu arada Murat, Leyla ile el ele yürürken karşısına çıkan Cemil ile dalaşır. Sustalı bıçak çekildiğine göre iş ciddi. Eski Hangar’daki kavgaya Sedat ve tüm mahalleli karışıyor. ‘The Night Of The Generals’daki (1967) ‘On The Bridge’ (Maurice Jarre). Ayşe, olan bitenden habersiz, babasına yetişmeye çalışıyordu. Ama kullandığı deniz motorunun ‘direksiyonu işlemiyormuş’. ‘The Night Of The General’daki (1967) ‘Lieutenant General Tanz’ (Maurice Jarre). Genç kızın kurtarılması bu melodi ile. Denize açılırken üzerinde sarı bir elbise vardı. Dönerken abisinin mavi tişörtünü giymiş. Sahildeki espri çok güzel. Münir Özkul “Hazır ol Veli. Seni kurban adamıştım. (Ayşe, sağ salim geri gelirse) ‘Veli’yi kurban ederim’ demiştim kendi kendime” diyor. Franck Pourcel Orkestrası’nın “Un’Orchestra Nella Sera Vol. 4” (1965) uzunçalarındaki “Que C’est Triste Venise (Venecia Sin Ti)” (1964) (Françoise Dorin). Durumu gören Orhan “Bir şey söylemene lüzum yok. Anlıyorum seni. Lütfen O’na her şeye rağmen benden çok daha şanslı bir insan olduğunu söyleyin. Saadetler dilerim” diyerek Nevin’in yaşamından çekilir. Ömer’in söylediğine göre, giderken ‘kafasına balyoz yemiş gibi bir hali varmış’. Ersoy ailesi artık beraber. ‘Yıllarca bekledikleri, hayal ettikleri saadete’ kavuşmuşlar. Ömer de ‘bir Dede istermiş’. Hem de yakışıklı bir Dede. Minnoş’un yanıtı harika; “Aah, Ah! Nerde o günler, nerde!” ‘Angeli Negri’ (1946/48) (Manvel Alvares Maciste / Andres Eloy Blanco). Piyano çok güzel. Epey eski olmalı. “Gül ağacından yapılmış. Maalesef şimdi böyleleri yapılmıyor.” Sedat biraz uğraştıktan sonra akordu bitirir. Ayşe; “Borcum ne kadar?” Sedat; “Muhakkak ödemen lazımsa bir şarkı söyle yeter.” Ayşe; “Yüzünü hiç hatırlamadığım ama sevgisini asla kalbimden silemediğim babam için küçük bir şarkı besteledim. Onu söyleyeyim size.” Sevgili Babam; “Yetim kalan bir yavrunun//Feryadı yükseliyor//İçimdeki bir his bana//‘Belki de döner’ diyor//**//Artık yeter bu ayrılık//Dön bana babacığım//Sen her zaman kalbimdesin//Sevgili babacığım//**//Herkes seni sorunca ben//Gizlice ağlıyorum//Belki bir gün döneceksin//Ümitle bekliyorum.” (Yazan: Murat Çelenligil)

Sevgili Babam Resimleri ve Videoları
Sevgili Babam

Kadro: Cüneyt Arkın , Sema Özcan , Zeynep Değirmencioğlu , Salih Güney , Önder Somer , Figen Han , Münir Özkul , Ömercik , Kamuran Akkor , Vasfi Uçaroğlu , Güzin Özipek , Aydın Tezel , Nezihe Güler , Necdet Tosun , Sami Hazinses , Mehmet Büyükgüngör , Muzaffer Yenen , Vahit Volkan , Faruk Çimen , İbrahim Şirin , İbrahim Belkıs , Sadettin Erbil , Toron Karacaoğlu , Ayşegül Devrim , Suna Pekuysal , Gülen Kıpçak , Osman Alyanak , Sacide Keskin , Birsen Kaplangı , Bülent Koral , Fuat İşhan , Zafer Önen , Nevin Akkaya , Timuçin Caymaz , Nursan Alçam
Yönetmen: Aram Gülyüz
Senaryo: Hamdi Değirmencioğlu
Yapımcı: Şahan Haki
Müzik: Vasfi Uçaroğlu
Görüntü Yönetmeni: Cengiz Tacer
Tür: Aile, Dram, Duygusal, Müzikal
Ülke: Türkiye
Vizyona Giriş Tarihi:
Sevgili Babam

Funda


Funda
Avrupa'da geçirdiği bir kaza sonucu ayakları sakat kalan hariciyeci Kenan'la, karısı Fehiman'ın acılı öyküsü.

Funda Resimleri ve Videoları
Funda

Kadro: Kartal Tibet , Hülya Koçyiğit , Suzan Avcı , Salih Güney , Ömercik , Nubar Terziyan , Selahattin İçsel , Leman Akçatepe , Aydın Tezel , Hüseyin Kutman , Jeyan Mahfi Tözüm , Muzaffer Yenen , Mehmet Büyükgüngör , Hayri Esen , Fuat İşhan , Rıza Tüzün , Sacide Toroğlu , Nedret Güvenç , Birsen Kaplangı
Yönetmen: Mehmet Dinler
Senaryo: Erdoğan Tünaş
Yapımcı: Şahan Haki
Müzik: Metin Bükey
Görüntü Yönetmeni: Memduh Yükman
Tür: Dram, Duygusal
Ülke: Türkiye
Vizyona Giriş Tarihi:
Funda

Fakir Kızın Romanı


Fakir Kızın Romanı


Fakir Kızın Romanı Resimleri ve Videoları
Fakir Kızın Romanı

Kadro: Sema Özcan , Zeynep Değirmencioğlu , Tanju Gürsu , Önder Somer , Oya Peri , Ömercik , Aynur Akarsu , Pervin Par
Yönetmen: Aram Gülyüz
Senaryo: Hamdi Değirmencioğlu
Yapımcı: Aram Gülyüz
Müzik:
Görüntü Yönetmeni: Kriton İlyadis
Tür: Dram
Ülke: Türkiye
Vizyona Giriş Tarihi:
Fakir Kızın Romanı

Elveda Meyhaneci


Elveda Meyhaneci


Elveda Meyhaneci Resimleri ve Videoları
Elveda Meyhaneci

Kadro: Feri Cansel , Tunç Oral , Süleyman Turan , Ömercik , Altan Günbay , Zeyno Çilem , Hüseyin Zan , Necdet Yakın , Zafer Önen , Cevat Kurtuluş , Zeki Sezer
Yönetmen: Vural Pakel
Senaryo: Vural Pakel
Yapımcı: Nazmi Özer, Enver Özer
Müzik:
Görüntü Yönetmeni: Ali Yaver
Tür: Dram
Ülke: Türkiye
Vizyona Giriş Tarihi:
Elveda Meyhaneci

Dinmeyen Sızı


Dinmeyen Sızı


Dinmeyen Sızı Resimleri ve Videoları
Dinmeyen Sızı

Kadro: Yıldırım Önal , Esen Püsküllü , Salih Güney , Nedret Güvenç , Ali Şen , Mualla Fırat , Ömercik , Süha Doğan , Şener Şen , Nevin Nuray , Tanju Şarman , Osman Gürgüç , Nevzat Akduman , Muzaffer Cıvan , Hüseyin Kaşif , Niyazi Başak , Vahit Volkan , İsmail Hakkı Şen , İsmail Varol , Mehmet Büyükgüngör , Muammer Gözalan , Ayça Önal , Şener Şen , Alev Bostancı , Fulya Aydan , Müslim Ertuhi , Jeyan Mahfi Tözüm , Esen Günay , Zafer Önen , Alev Gürzap , Birsen Kaplangı , Deniz Gökçer , Toron Karacaoğlu , Toron Karacaoğlu , Nilgün Kasapbaşoğlu , Lale Belkıs
Yönetmen: Nejat Saydam
Senaryo: Nejat Saydam
Yapımcı: Murat Köseoğlu
Müzik:
Görüntü Yönetmeni: Melih Sertesen
Tür: Dram
Ülke: Türkiye
Vizyona Giriş Tarihi: 01 Ekim 1972
Dinmeyen Sızı

Damgalı Adam


Damgalı Adam


Damgalı Adam Resimleri ve Videoları
Damgalı Adam

Kadro: Cüneyt Arkın , Esen Püsküllü , Gülsüm Kamu , Ayfer Feray , Necdet Çağlar , Mürüvvet Sim , Reşit Çildam , Ömercik , Leman Öztürk , Tarık Şimşek , Necip Tekçe , Turgut Baydar , Abdurrahman Palay
Yönetmen: Süreyya Duru
Senaryo: Suavi Sualp
Yapımcı: Naci Duru
Müzik:
Görüntü Yönetmeni: Mahmut Demir
Tür: Dram
Ülke: Türkiye
Vizyona Giriş Tarihi:
Damgalı Adam

Dağlar Kızı Reyhan


Dağlar Kızı Reyhan
“Ah, geçti o günler//Unutuldu yeminler//Bir kırık kalp kaldı.” Moda Plak çalışanı Reyhan, ‘Bir Kırık Kalp’ (1968) (Yıldırım Gürses) şarkısını Kamuran Akkor’un sesi ile söylüyor. ‘Gazinocular Kralı Ekrem Bey’ de orada. Patron; “Her öğle tatili böyledirler. Kafanı şişiriyorlarsa susturayım.” Ekrem; “Yoo, bilakis hoşuma gitti. İş var bu kızda. Kısa zamanda büyük bir ses yıldızı olabilir. (Kendisini göstererek) Tabii, erbabının elinde.” Patron; “Bir şoförle nişanlı. Üstelik kıskanç bir genç.” Ekrem; “Fark etmez. Önemli olan benim beğenmem.” Patron; “Namuslu kızdır Reyhan. Satın aldıklarına benzemez.” Ekrem; “Satın alınmayacak namus yoktur. Bütün mesele fiyatını biçmektir.” “Ne güzelsin ay gız//Gül çiçeksin ay gız.” Tanıtım yazısında Turgut Dalar’ın düzenlemesi ile ‘Reyhan’ (1969). 60’lar sona eriyor. ‘Ekonomik gelişme sosyal uyanışın çok gerisinde kalmış’. Birçokları gibi, deniz kenarında karşılaştığımız iki gencin derdi de ‘fakirlik’. Mehmet [‘Şoför Nebahat’taki (1970)] ‘34 AY 220’ plakalı dolmuşun şoförü, Reyhan ise bir plakçıda tezgâhtar. Özellikle delikanlı arayış içinde. Denize taş atıyor ama aklı başka yerde. Çevresindeki güzelliğin farkında bile değil. Bir hafta sonra, arkadaşı Gariban’la ver elini Almanya. “Tren biletlerine kadar her şey hazır.” Son model iki Mercedes ile döneceklermiş. ‘Hayırlısıyla bir gitse’ tüm sorunlar hallolacak. Genç kız ise ‘ayrılığa sebep olacağı için’ arabaya kızgın. ‘Beni de götürsen, birlikte çalışsak, daha çabuk alırdık’ diye yırtınıyor. ‘Her şeye razı, yeter ki bir arada olsunlar’. Üstelik içinde ‘bir korku, bir garip his var’. Reyhan; “Ne olur gitme. Bu halimizle evlenelim.” Mehmet; “Parasız pulsuz mu?” Reyhan; “Beraber olduktan sonra umurumda değil.” Mehmet; “Başta öyle söylenir. Ama sonra çekilmez olur yoksulluk.” Delikanlı kimsesiz. Genç kız ise annesi ve dört küçük kardeşi ile beraber. Anne Muhterem Nur bu ilişkiyi hiç onaylamamış. Onları beraber gördü mü tüyleri diken diken oluyor. “Vaktiyle ben de aynı hataya düştüm. Saadeti parada değil aşkta aradım. Ama şimdi bak halime, ellerime, saçlarıma, suratıma. Bu hale gelecek insan mıydım?” Her görüşünde Mehmet’i bir kovmadığı kalıyor. ‘Gazinocular Kralı Ekrem Bey’in yaşamlarına karışması böyle bir zamanda. Sesini beğendiği Reyhan’ı ses yıldızı yapacak. Anneyi de en hassas yerinden yakalamış; “Sizleri servete boğabilirim.” Genç kız “İmkânsız… Çünkü evlenmek üzereyim” diye karşı çıkıyor ama cin gibi Gazinocu öyle bir şey söyler ki direnci kırılır. “Kısa zamanda zenginlik, şan, şöhret, villalar ve ‘otomobil’ler.” Diğerleri bir yana bu ‘otomobil’ sözcüğü sihirli değnek gibi. Annesi “Talih nihayet bize de güldü. Ekrem Bey bulunmaz bir nimet” diye neredeyse göbek atacak oysa Reyhan, yalnızca ‘otomobil’in hatırına ‘bir şarkı provası yapmaya razı olur’. İçinde bir umut, biraz para kazanırsa sevdiği buralarda kalacak. “Meylim (y)üzündeki gara haldadır//Hicranın elacı ilk visaldadır (kavuşma).” (‘Laleler’) (Talman Hacıyev). Mehmet’in tepkisi çok sert. ‘Artık Sevmeyeceğim’ (1969) (Suat Sayın) melodisi ile demediğini bırakmaz. Reyhan; “Kurtulduk Mehmet. Şarkıcı olmam için teklif yaptılar. ‘Evet’ dersem araba için Almanya’ya gitmene lüzum kalmayacak. Hemen evleniriz.” Mehmet; “Beni ne sandın sen? Ben yuvamı alın terimle kurmak isterim. Böyle kirli paralarla değil.” Reyhan; “Niye kirli olsun? Şarkı söyleyeceğim, çalışacağım.” Mehmet; “Nasıl çalışacağın da şimdiden belli. Şu kılığına bak.” Reyhan; “Prova için giydirdiler.” Mehmet; “Başlangıçta öyledir. Önce giydirirler sonra da soyarlar… Nasıl çıkarsın şu fahişe kılığınla karşıma… Senin gözün lükste, şöhrette… Senin gibiler şoförle evlenmez. Zengin bir koca bulup, şoförleriyle sevişirler.” “Just tonight I stood before the tavern//Nothing seemed the way it used to be.” Paul Mauriat Orkestrası’nın ‘Le Temps Des Fleurs’ albümündeki (1969) aynı adlı melodi (‘Those Were The Days’) (1920/1968) (Boris Famin / Gene Raskin). Reyhan, mukavele imzalamış olmasına karşın sahneye çıkmak istemiyor. Ekrem ise her şeyi titizlikle ayarlamış. Adamı Behçet Nacar, Mehmet’i cebine gizlice koyduğu eroinle yakalatıyor. İstasyondaki “Haberim yok, benim değil” çırpınmaları 10 sene hapislikle sonuçlanır. Reyhan, Sirkeci Garı’na geldiğinde ortalıkta ne tren nede sevdiği vardı. Üstelik o gün bir bebek beklediğini öğrenmiş. Üzerindeki pardösü ve kazağı hep üzüntülü anlarında giyiyor galiba. ‘Aşka Tövbe’deki (1968) mahzun sahnelerde yine üzerindeydiler. “Gelmez o günler dönmez o günler mazide kaldı hep.” (‘Mazideki Aşk’) (1967) (Yıldırım Gürses). Sevdiği hapislerde çile doldururken, O’nu Almanya’da bilen Reyhan artık ünlü bir sanatçı, bir yıldız. Sigarasını yakmak için üç çakmak birden uzanıyor. Sırf çocuğu babasız kalmasın diye Ekrem’le evlenmiş. Ama yatak odası Gazinocunun giremediği bir yer. Genç kadının pazarlığı böyle. “Evliliğimiz formalite olarak kalacak.” Mehmet’in cezaevi günleri kaçış, yakalanış ve zincire vurulmayla geçiyor. İçi kin dolu. “Bu hırs olmasa yaşayamazdım.” Mahkûm arkadaşı Nubar Terziyan delikanlının sıkıntısını en iyi anlayanlardan. “9 yıldır hep kaçmaya çalıştın. Biliyorum, intikam hırsı çıldırtıyor seni… Aşksa intikamların en korkuncudur (ne demekse). Senin eline öyle bir silah vereceğim ki zenginlerin serveti senin cüzdanın olacak. Silahın ‘kumar’ olacak… Parmakların bu sihri öğrenince paraları çeken dev bir mıknatıs (Nubar Terziyan’ı seslendiren Rıza Tüzün ‘mıknatıs’ sözcüğünü ‘a’ vurgulu ‘miknatıs’ şeklinde söylüyor) olacak. Kazanacak, hep kazanacaksın. Karun kadar zengin olabilirsin.” (Bu ‘eğitim’ için neden 9 yıl beklediği belli değil). Artık zar, poker bilmediği şey yok. “Babam olsaydın ayrılık bu kadar acı gelmezdi. Seni unutmayacağım.” Hapisten çıkarken ‘hocası’na böyle demişti. Ama sonra, filmin heyecanından olsa gerek, O da biz de bu tonton ihtiyarı unutuveriyoruz. Şimdi yerli bir Monte-Cristo gibi. Geçen aylar boyunca, gerçekten de ‘Karun kadar zengin’ olmuş. Hafize Hanım’ın Yeniköy’deki köşkünde bulduğu Behçet Nacar’ı ‘hafifçe okşayıp’ eroin tuzağını kuran kişinin kim olduğunu öğrenir. Kumarhaneyi (Armatör Suat Sadıkoğlu’nun Ortaköy’deki Yalısı) ‘ziyaret eder’. 1–2 saat sonra 2 milyonun sahibi ve oranın ortağıydı. Ekrem “Her zaman sizin gibi güçlü bir ortağım olmasını isterdim. Kaybettiklerime üzülmüyorum. Sizinle çok daha fazlasını kazanacağım” diyor. Başına gelecekleri bir bilse. Mehmet’i gazinosuna götürür. “Şimdi gazinomun yıldızını tanıyacaksın.” Aradan bunca yıl geçmesine karşın Reyhan hâlâ ‘soluk kesecek kadar güzel’. Değişen tek şey, şarkıları eskiden Kamuran Akkor’un sesiyle söylerdi şimdi Serap Mutlu’nun (Akbulut) sesiyle söylüyor; “Arzular bir bir hayal oldu baharımın gülleri soldu//Gönlüm hicran hasret gamla doldu.” (1969) (Zeynettin Maraş). Ekrem’in ‘karısı’ Reyhan ve ‘oğlu’ Kemal’ ile tanışır. İkisi de ‘bir nefes kadar yakın, yıldızlar kadar uzak’. Kahramanımız, Kemal’in yakınlık gösterdiği ilk kişiymiş. “Birden öyle sevdim ki sizi. (Kalbini göstererek) Şuramda bir şey oldu sanki.” Karmakarışık durum Reyhan’ın üvey kızı Hülya, Londra’dan gelince içinden çıkılmaz olur. Mehmet ile tanışması ufak bir tartışmanın ardından. Genç kız daha o gece âşık olur. Kahramanımız amacı bunu intikam için kullanmak. Reyhan’a “Göze göz, dişe diş. Kocan seni çaldı elimden. Ben de kızını alıyorum, ödeşmek için” diyor. Ekrem, ‘Bu’ Mehmet’in Reyhan’ın nişanlısı ‘O’ Mehmet olduğunu anlayınca deliye döner. Adamlarından Mehmet’i öldürmelerini istiyor. Kudret Karadağ, Behçet Nacar, Hakkı Kıvanç, Süheyl Eğriboz ve Ahmet Karaca’nın yediği dayak görülmeye değer. “Üzerime gönderdiğin 5 köpeğin için sedye yolla. Sen de beni bekle geliyorum.” Durumu ‘ortağına’ telefonla haber veriyor. Oraya gidişi ‘Arabesque’ (1966) filmindeki ‘Arabesque Theme’ (Henry Mancini) ve Kartal Tibet’in 1970 model ‘34 KT 417’ plakalı Mercedes’i (ama iç çekimler Dodge dolmuşta yapılmış) ile. Ekrem, Reyhan’a bir şantaj daha yapar; “O’na değil bana âşık olduğunu söyleyeceksin. Gururunu kırmak öldürmekten daha iyi. Yoksa…” Mehmet’i de oğlunu da öldürecekmiş. ‘The Rite of Spring’ (Le Sacre Du Printems) (1912/13) (Igor Stravinsky); X. ‘Glorification of the Chosen Victim’ (Glorification de l’Eve). Her şeye karşın Reyhan’ın ‘Şoför’e gittiğini görünce elinde tabanca, bağırıyor; “Gitme, bırakma beni… Dur, vururum yoksa… Yalvarıyorum, sevmesen bile acı bana.” Silah sesini duyunca ‘karısını’ vurdu zannettik ama kurşunu kendi kalbine sıkmış. Reyhan, Mehmet ve Kemal, nihayet beraberler. Mutluluklarına, neşelerine diyecek yok. Her şey iyi de bunca felaketten sonra, hiç olmazsa, filme adını veren şarkı hoplaya zıplaya söylenmeseydi. ‘Laura’ (1944/45) (David Raskin / Johnny Mercer). Aynı adlı filmin, Hammond org ile çalınan caz melodisi. Dans ve evde devam eden konuşma. Hülya; “Beğendim sizi. Gözlerinizdeki ateş büyüledi beni. İlk defa oldum böyle… Yıldırım aşkına inanır mısın?” Mehmet; “Doğrusunu istersen, aşka inanmam.” (Yazan: Murat Çelenligil)

Dağlar Kızı Reyhan Resimleri ve Videoları
Dağlar Kızı Reyhan

Kadro: Filiz Akın , Kartal Tibet , Ömercik , Metin Serezli , Sami Hazinses , Fatma Karanfil , Muhterem Nur , Süheyl Eğriboz , Kudret Karadağ , İbrahim Kurt , Kuzey Vargın , Muzaffer Cıvan , Altan Günbay , Nubar Terziyan , Behçet Nacar , Mustafa Özkaya , Melih Ateş , Ali Demir , Nermin Özses , Hakkı Kıvanç , Muzaffer Yenen , Cevdet Özalaş , Adalet Cimcoz , Sadettin Erbil , Alev Koral , Erdoğan Esenboğa , Tijen Par , Rıza Tüzün , Hayri Esen , Birsen Kaplangı , Yaman Okay
Yönetmen: Metin Erksan
Senaryo: Bülent Oran, Muzaffer Arslan
Yapımcı: Muzaffer Arslan
Müzik:
Görüntü Yönetmeni: Necati İlktaç
Tür: Dram, Duygusal
Ülke: Türkiye
Vizyona Giriş Tarihi:
Dağlar Kızı Reyhan

Bir Tanem


Bir Tanem


Bir Tanem Resimleri ve Videoları
Bir Tanem

Kadro: Nalan Çöl , Ömercik , Kenan Pars , Atıf Kaptan , Oktar Durukan , Muazzez Arçay , Nubar Terziyan , Rafet Gülerman , Tarık Şimşek , Engin İşsever , Mürüvvet Sim , Zeki Alpan
Yönetmen: Sırrı Gültekin
Senaryo: Nuri Kırgeç
Yapımcı: Hasan Çakır, Mehmet Karahafız
Müzik:
Görüntü Yönetmeni: Suat Kapkı
Tür: Dram
Ülke: Türkiye
Vizyona Giriş Tarihi: 01 Aralık 1974
Bir Tanem

Beyaz Kelebekler


Beyaz Kelebekler


Beyaz Kelebekler Resimleri ve Videoları
Beyaz Kelebekler

Kadro: Arzu Okay , Engin Çağlar , Münir Özkul , Ömercik
Yönetmen: Aram Gülyüz
Senaryo: Aram Gülyüz
Yapımcı: Ferhan Üçoklar, Aram Gülyüz
Müzik:
Görüntü Yönetmeni: Kriton İlyadis
Tür: Komedi
Ülke: Türkiye
Vizyona Giriş Tarihi: 01 Aralık 1971
Beyaz Kelebekler
 
En yeni sinema filmleri, film arşivi, filmler izle: Ömercik sinema film izle film filmler filmi sinema filmleri
Copyright 2009 En yeni sinema filmleri, film arşivi, filmler izle. İçerik ve metaryeller alıntıdır.
SinemaDB.Blogspot.com sinema filmleri.
Film arşivi by Sinema DB
Ömercik En yeni sinema filmleri, film arşivi, filmler izle Ömercik En yeni sinema filmleri, film arşivi, filmler izle Ömercik En yeni sinema filmleri, film arşivi, filmler izle Ömercik En yeni sinema filmleri, film arşivi, filmler izle Ömercik En yeni sinema filmleri, film arşivi, filmler izle Puan: 10
Ömercik Ömercik
10/10 paun üzerinden 2000 kişi. Görüntülenme: 1500.
yardım yardım sayfası