RSS
En yeni en güncenl en popöler en güzel sinema filmlerini bu sitede bulabilir hakkında ön bilgi edine bilir resimlerine bakıp fragmlarını izleye bilirsiniz.SinemaDB sinema film arşivi
İhsan Evrim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İhsan Evrim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Üvey Baba (...The Stepfather)


Üvey Baba (...The Stepfather)


Üvey Baba (...The Stepfather) Resimleri ve Videoları
Üvey Baba

Kadro: Fatma Andaç , Kemal Emin Bara , İhsan Evrim , Cemal Sahir , Kadir Savun
Yönetmen: Faruk Kenç
Senaryo: Şemsa Arakon, Şemsi Arakon
Yapımcı: Turgut Demirağ
Müzik: Kadri Şençalar
Görüntü Yönetmeni: Turgut Ören
Tür: Dram, Romantik
Ülke: Türkiye
Vizyona Giriş Tarihi:
Üvey Baba (...The Stepfather)

Üçüncü Selim'ın Gözdesi

Üçüncü Selim'ın Gözdesi
Film Padişah III. Selimin gözdesi Mihriban Sultan'a aşık olan bestekar Sadullah Ağa'nın zindanlara düşüş öyküsünü anlatıyor .mkurtsen 07-01-2013

Üçüncü Selim'ın Gözdesi Resimleri ve Videoları
Üçüncü Selim'ın Gözdesi

Kadro: Münir Nurettin Selçuk , Perihan Altındağ Sözeri , Pola Morelli , Münir Özkul , Cahit Irgat , İhsan Evrim , Feridun Çölgeçen , Meral Körmükçü , Şükran Söğüt , Sema Renkler , Şevkiye May , Muazzez Erdiken , Semiramis Göze , Cemil Demirel
Yönetmen: Vedat Ar
Senaryo: İhsan İpekçi, Nazım Hikmet Ran
Yapımcı:
Müzik:
Görüntü Yönetmeni: Özen Sermet
Tür: Dram, Müzikal, Romantik, Tarihi
Ülke: Türkiye
Vizyona Giriş Tarihi: 01 Ocak 1951
Üçüncü Selim'ın Gözdesi

Sürgün


Sürgün
‘The Warsaw Concerto’ (Richard Addinsell). ‘Dangerous Moonlight’ın (1941) melodisi. Sevgilerini söyleyemeyen âşıklar. Suzidil; “Son defa çamaşırlarınızı kendi ellerimle ütüledim, Efendim.” Hilmi; “Aralarına ‘lavanta çiçeği’ de koydun mu?” Suzidil; “…” Hilmi; “Demek bu akşam yolculuk muhakkak öyle mi Suzidil?” Suzidil; “Evet, maalesef öyle. Elden ne gelir.” Hilmi; “Bu benim için ayrı bir sürgünlük olacak. (Köstekli cep saatini vererek) Ara sıra beni hatırlaman için.” Suzidil; “Sizi hiçbir zaman unutmayacağım ki.” Hilmi; “Üzülme, günün birinde affolunursam her şey düzelir. Vatana beraber döneriz.” Suzidil; “Ne iyisiniz. Sizi daima bekleyeceğ im. Bütün ömrümce bekleyeceğim.” Aynı adlı romanın (1941) (Refik Halid) (‘Karay’ soyadı kullanılmamış) (Birinci basım-Semih Lûtfi Kitabevi) siyah beyaz Yeşilçam uyarlaması. ‘Finlandia’ (İlk bir buçuk dakikası) (1899) (Jean Sibelius). Jenerikteki senfonik şiirden sonra fırtınalı Akdeniz’de yol almaya çalışan döküntü bir gemi. Yazar “Kereste yüklü, şilep bozması, küçük, köhne vapur” demiş (sf. 7). Çocuk ağlamaları, dualar. ‘Hudut harici edilen yüzbaşı mütekaidi Hilmi Bey’ de orada. “Kim bu yolcu?” “(Kısık bir sesle) Sürgün!” ‘50’sine basmış ancak 40 yaşında görünüyor. Hâlâ yakışıklı, sapasağlam, itimat telkin edici bir adam. Kırçıl, dağınık, yumuşak bıyıkları ve mermer gibi dişleri, altın sarısı, hilesiz gözleri var (sf. 11).’ ‘Night on Bald Mountain’ın (1886) (Modest Mussorgsky) başlangıcındaki 15 saniye. Kurtuluş Savaşı sonrasında ‘ihaneti vataniye’ nedeniyle rütbeleri sökülmüştü. ‘Rahmetli’ karısının bunları görmemiş olması bir teselli. Kızı Seher’in Dârülmuallimât’ı (sonradan adı ‘Kız Öğretmen Okulu’ oldu) bitirmesine iki yıl var. Ne yapsın, biricik çocuğunu Dadı Kalfa’ya emanet ederek doğru ‘sürgün’e. “Çıkacağı iskele Beyrut ama gideceği yeri Allah bilir.” (Roman biraz farklı. Kahramanımızın ‘muhaliflik ve vatana ihanet’ gibi bir durumu yok. Karısı Tevhide henüz sağ. ‘Hudut harici’ edilişi ‘şahsi bir kin yüzünden’. ‘Sivas’ta iken, bir sohbet sırasında Hz. Meryem’in nasıl hamile kaldığı konusunda polis komiseri ile atışmışlar’. Komiser sonradan ‘nüfuz kesbedince hıncını bu şekilde alıyor (sf. 12)’. Aylardan Şubat. Orhon M. Arıburnu, güvertedeki konuşmalar için 1950 yılında yazdığı ‘Düşmeye Dair’ adlı şiirini kullanmış. Her dizeyi farklı bir yolcu, sonuncu ve en çarpıcı olanı Hilmi Bey söylüyor; “Meyveler ballandıkça düşer//Yapraklar kuruyunca//Yavru kuş uçmayı şaşırınca düşer//Yıldızlar da düşer//İnsanlar da düşer.” Yolculuk bitmiş. Cepte 16 lira elde bir bavul. ‘Beyrouth Palace Hotel’e yerleşir. Çok değil birkaç gün içinde “Fulus mafi, otel mafi. Ruh” diye bavulu ile sokağa atılıyor. “Bir ümit noktası vardı: Kendisinden önce memleketten kaçıp buralara gelmiş birine rasgelmek (sf.10).” Seyyar gazoz satıcısı Çopur Apti olur bu kişi. Dili damağı kuruduğu bir gün son kuruşunu vererek içecek aldığında karşılaşırlar. ‘İstanbul’da iken sohbetine, mesleğine (Hürriyet ve İtilafçı, muhalif bir sivil polis), gevezeliğine tahammül edemediği bu münasebetsiz adama gurbette tesadüf etmek, içinde taşkın bir sevinç uyandırdı’. (Romanda ise otelden ‘kovulmak’ yok. Arkadaşı ile karşılaşınca parasını ödeyip ayrılır.) “Sen de mi Hilmiciğim. Artık bizimle beraber kalırsın.” Beyrut Müftüsü’nün ‘inayetiyle Enderûn-u Hümâyûn dedikleri metruk bir medresede barınıyorlarmış’; “Harputlu Nuri Hoca, Şair Deli Kenan, Daim Bey ve ‘bendeniz cennet kuşu’ Etyemezli Apti.” Bir tek Nuri Hoca’nın davranışı düşmanca. Kahramanımızın uzanan elini havada bırakıyor. Askerleri sevmezmiş. “Mustafa Kemal de asker, onun için.” Kenan, mersiye ve hicviyeler kaleme alan ‘nev’i şahsına münhasır’ bir şair. Karşılaştığımızda ‘Ali Kemal merhum için yazdığı mersiyenin 1648’inci beytindeydi’. “Sakalı göğsüne kadar uzun, çökkün suratı ortasında iki parlak göz, bet beniz kül gibi. Başında takke, sırtında arabacı kaputu (sf. 19). Hilmi gibi, O da padişahçı değil. Daim Bey ise boğazından başka bir şey düşünmüyor. “Ya baklavacıda, ya da lokantada.” Kenan “Buradan iki cenaze çıkacak. Biri tokluktan Daim, öbürü açlıktan ben” diye şaka yollu takılmıştı. Başka bir seçeneği olmadığından Hilmi de gazoz satıcılığı yapmaya başlar. Üzüntüsünü gören Apti, ‘Hürriyet Kasidesi’ni (Namık Kemal) anımsatıyor; “Yere düşmekle cevher sakıt olmaz kadr-ü kıymetten.” Bu arada mesleğin inceliklerini öğreniriz; “Şişe başına 20 para kâr. Ferah ferah günde 100 şişe satarsın. 50 kuruş eder. Yani bizim paramızla 1,5 lira. 30 (kitapta ‘10’) kuruşunu buz masrafına çıkar, karnın doydu demektir.” Tam o günlerde Şair ölüyor. Nuri Hoca’ya göre “O da bir takım şaşkınlar gibi, sonunda Mustafa Kemal’e inandı. Döneklik etti. Kâfir gitti”. Üstelik bunun için Hilmi’yi suçluyor. Yine yanlış anlaşılma ve bavul yine kapı önünde. ‘Rumeli Karşılaması’. İstanbul’daki Seher’in durumu yürek burkuyor. Dadı Kalfa ölünce önce Ebe Leman’ın sonra da Tiyatrocu Kani’nin eline düşmüş. Güzelliğinden yararlanmak için genç kızı esrara alıştırmışlar. Ardından sahnelerde göbek havası. Bir zamanların anlı şanlı yaveri Hilmi Bey şimdi inşaatlarda amele. Neyse ki Ustabaşı Boğos Ağa O’nu biraz kolluyor. Sık sık sigara molası verdirip moralini düzeltiyor. “Bu da geçer, yahu.” Maraş’ta ahbabı olan Tahrirat Müdürü böyle dermiş. Boğos Usta aynı zamanda bir Udi. Arada bir musiki âlemlerine katılıyor. ‘Die Moldau (Ma Vlást)’ (1899) (Bedrich Smetana). Kahramanımıza kızından bir paket gelir. Gömlek, mendil. Daha da önemlisi ‘memleket havası’. O gün, Şehzade Keramettin’in kâtibi Müveddet inşaata gelir. Ustabaşı’nı (ve O’nun ricası ile Hilmi’yi) akşamki fasıla davet ediyor. “Süzüp süzüp de ey melek o çeşm-i nim habını//Neden ya rağbet etmemek dağıtmaya sehabını//Gönül beğendi sevdi pek hitabını cevabını//İç imdi iç şarabını ko bir yana hicabını//Aç imdi aç nikabını ayan et afitabını.” (Rahmi Bey / Recaizade Mahmut Ekrem). Ut, keman, kanun, darbuka. Matmazel Virjin nihavent makamındaki şarkıyı söylüyor. Şehzade Keramettin’in evindeyiz. O da ‘leyleğin attığı yavrulardan’. ‘İki refikası, iki kızı var’. Yaver Hilmi kendini Şehzade’ye sevdirmiş. Artık orada kalıyor. Suzidil Kalfa ile aralarında, dillendiremedikleri bir yakınlaşma olur. Genç kız, kahramanımızın çamaşırlarını yıkayıp ütülüyor. “Aralarına da lavanta çiçeği koydum.” Sonrasında Keramettin ve ailesi, Hilmi’nin başına bir yığın borç yıkarak Mısır’a gider. Ama en zoru Suzidil’den ayrılmak. Kahramanımız ‘üflenmiş mum’ gibi. Tütüyor. “Gurbette sevilmiş olmak başka aşklara benzemez. Bu, hayatiyeti, mukavemeti artıran bir tılsımdır. Uzakta kalanların, hasreti çekilenlerin yerini o aşk tutar. O aşk ile dinç kalınır (sf. 80).” Bu günlerde Tiyatrocu Kani de Seher’i Halep’e getirmiş. Buradaki adı ‘Sitti Nevbar’. Her tarafta, bağırış çağırış; “İstanbul’un en güzel rakkasesi.” Zavallı kızın ‘etine buduna değil de kimsenin göremediği ruhuna’ âşık olan İrfan da peşlerinde. Kani, Onları ayırmak isterken yaşamından olur. Af ilan edilmiş. Hilmi de bu konuyu görüşmek için Şam’a gelmiş. Eski arkadaşları Serezli Daim, Etyemezli Apti ve Harputlu Nuri Hoca ile karşılaşır. Eski kırgınlıklar unutulmuş. Kahramanımız “Sürgünlük bizi birleştiremedi ama vatana dönme sevinci kardeş yapabilir” diyor. Arkadaşları, ağızlarının suyu akarak bir el ilanına bakıyorlardı. Halep’i kırıp geçiren meşhur Türk rakkasesi Sitti Nevbar iki gün sonra Şam’da imiş. “Oo, mala bak Hilmi Bey, mala. Mübarek kanto değil, vallahi Lüle Kaymağı.” “Öyle bir cinsi latif ki görülmeye değer Yaver Bey. Allah aşkına şuna bak.” Kızının resmini görünce artık oralarda duramaz. ‘D(Re) minor BMV 565 Toccata and Fugue’ (1707) (Johann Sebastian Bach). “İmkânı yok. Benim kızım kantocu olamaz. Muhakkak O’na benzeyen biridir.” İki gün beklemeye ‘tahammül’ edemez. Halep’e gidip gözleriyle görecek. Seher, Kemânî Sarkis Efendi’nin saba makamındaki şarkısını söylüyor; “Karardı söndü ikbalim//Ümidim hâk-sâr oldu//Seni ben öyle sevdim ki//Hayatım tarumar oldu//Aylar geçti, yıllar geçti//Hasretin canıma deydi.” Sevgilisi, bir yüzükle kuliste. Genç kızı alıp götürmeye gelmiş. “İrfan, bu son dansım. Senin için oynuyorum. Hemen babama gideceğiz değil mi?” Kızını dans ederken gören Hilmi Bey kalp krizi geçirerek ölür. Elinde Seher’in seyircilere attığı ayakkabısı. “Galiba bu da Sitti Nevbar’ın aşıklarından… Allah taksiratını affetsin.” Kitapta ise Seher biraz hoppaca. Sitti Nevbar’dan başka bir adı daha var; Sitti Münevver. Annesi, kızının başına gelenlere dayanamayıp ‘yürek inmesinden ölür’. İrfan hem Hilmi’yi hem de Seher’i tanıyor. Kani’nin köşede sızdığı bir gece güzel dansözle beraber olur. Ancak “Hilmi Efendi’yi ve kızını değil önce kendimi kurtarmalıyım” diyerek İstanbul’a dönüyor. Hilmi de büyük aşkı Suzidil’in Müveddet ile evlendiğini öğrenmiş. Bunun üstüne bir de kızının durumunu görünce kalbi artık dayanmaz ve son nefesini verir. “Sürgünü yalnız memleket hasreti yıkmaz, yıkması için bu hasrete, utandırıcı bir gönül yarası da karışmalıdır (sf. 169).” Devlet Reisi, Otel’de Seher’in ayakkabısından şampanya içerken “Hilmi Efendi’nin cesedi üstünde kanatları mor yaldızlı iri sinekler uçuşuyordu”. ‘Re Majör Keman Konçertosu, Op. 35: II. Canzonetta: Andante’ (1878) (Pyotr Ilyich Tchaikovsky). Suzidil; “Ah Hilmi Bey! Sizi her görüşte gurbetten kurtulmuş, vatana dönmüş gibi oluyorum.” (Yazan: Murat Çelenligil)

Sürgün Resimleri ve Videoları
Sürgün

Kadro: Orhon M. Arıburnu , Nedret Güvenç , Ayla Karaca , İhsan Evrim , Ercüment Behzat Lav , Renan Fosforoğlu , Muharrem Gürses , Feridun Çölgeçen , Mualla Sürer , Necmi Oy , Neşet Berküren , Adil Güldürücü , Muazzez Arçay , Hikmet Serçe , Macit Doğudan , Meral Ülkü
Yönetmen: Orhon M. Arıburnu
Senaryo: Orhon M. Arıburnu
Yapımcı: Naci Duru
Müzik:
Görüntü Yönetmeni: Aram Hugosyan
Tür: Dram, Duygusal
Ülke: Türkiye
Vizyona Giriş Tarihi:
Sürgün

Efelerin Efesi


Efelerin Efesi
Konu 1898 Yılında Aydın'da geçiyor .Ali Ağa oğlunu Yörük Osman'ın nişanlısı ile evlendirdiği gece evi basan Osman Nışanlısı Zeynep ile damadı öldürür. Ali Ağa Osman'nın başına 500 Altın koyar.Civarda namlı Kara Efe bir taraftan bir taraftanda Zaptiye Kumandanı Osman'ın peşine düşerler. Zaptiye tarafından saklandığı evde kıstırılan Osman kaçmayı başarır . Dağda rastladığı Koca Arap Efe'yi Çetelerin elinden kurtarır.Arap Efe ile Diğerleri ona katılarak dağları mekan tutarlar.

Efelerin Efesi Resimleri ve Videoları
Efelerin Efesi

Kadro: İhsan Evrim , Ayfer Feray , Orhan Elmas , Eşref Vural , Kemal Ergüvenç , Atıf Kaptan , Hayri Esen , Hulusi Kentmen , Nana Aslanoğlu , Vahi Öz , Aliye Rona , Rahmi Kafadar , Salih Tozan
Yönetmen: Şakir Sırmalı
Senaryo: Şakir Sırmalı
Yapımcı: Naci Duru
Müzik: Sadi Yaver Ataman
Görüntü Yönetmeni: Kriton İlyadis
Tür: Dram, Macera
Ülke: Türkiye
Vizyona Giriş Tarihi:
Efelerin Efesi

Çete (Çete)


Çete (Çete)


Çete (Çete) Resimleri ve Videoları
Çete

Kadro: Neriman Köksal , Nazım İnan , Yılmaz Duru , İhsan Evrim , Bülent Ufuk , Oktar Durukan , Kadri Ögelman , Hulusi Kentmen , Orhon M. Arıburnu , Atıf Kaptan , Ceyda Karasu
Yönetmen: Çetin Karamanbey
Senaryo: Çetin Karamanbey
Yapımcı: Naci Duru
Müzik:
Görüntü Yönetmeni: Onnik Kalustyan
Tür: Dram, Macera, Savaş, Tarihi
Ülke: Türkiye
Vizyona Giriş Tarihi:
Çete (Çete)
 
En yeni sinema filmleri, film arşivi, filmler izle: İhsan Evrim sinema film izle film filmler filmi sinema filmleri
Copyright 2009 En yeni sinema filmleri, film arşivi, filmler izle. İçerik ve metaryeller alıntıdır.
SinemaDB.Blogspot.com sinema filmleri.
Film arşivi by Sinema DB
İhsan Evrim En yeni sinema filmleri, film arşivi, filmler izle İhsan Evrim En yeni sinema filmleri, film arşivi, filmler izle İhsan Evrim En yeni sinema filmleri, film arşivi, filmler izle İhsan Evrim En yeni sinema filmleri, film arşivi, filmler izle İhsan Evrim En yeni sinema filmleri, film arşivi, filmler izle Puan: 10
İhsan Evrim İhsan Evrim
10/10 paun üzerinden 2000 kişi. Görüntülenme: 1500.
yardım yardım sayfası