Köşkün bahçesinde öğle yemeği. Kemal; “Kafama koydum, seni adam edeceğim.” Naciye; “Zorun ne senin benle?” Kemal; “Zorum senle değil işimle. Ben hayatta hep kestirmeden gitmişimdir. Bir vakitler potin bile boyamıştım. Şimdi de senin gibilerle halkın gözünü boyuyorum. Adam olursan iş var sende.” Durumu ‘iş meselesi’ gibi gösteriyor ama yaptığı heykele tutulan Kıbrıslı yontucudan farkı yok. Aynı isimli romanın (1937-Remzi Kitabevi) (Mahmut Yesari) üçüncü (farklı isimle yapılanları da katarsak kimbilir kaçıncı) uyarlaması. ‘The Man From U.N.C.L.E.’ (1964) (Jerry Goldsmith). ‘Gazinocular Kralı’ Kemal [‘Yakılacak Kitap’ (1968), ‘Kadın Severse’ (1968), ‘Bir Kadın Kayboldu’ (1971) ve ‘Emine’ (1971) filmlerinden anımsadığımız] ‘34 HR 007’ plakalı Mercedes’i ile bir hışım gelmiş. ‘İş Adamları Klübü’ne el koyuyor. Muzaffer Yenen’in “Bir sürü gazinon var. Benimkine de mi göz koydun. Kulübü satmak istemiyorum” diye yırtınması boşuna. Önüne atılan nakit 100 bin lirayı kabullenmek zorunda kalır. (1965’te ödeme çek olarak yapılmıştı.) Sonrasında Kemal’i daha yakından tanıyoruz. ‘Elinden bir şey alınması mümkün değil’. O’na ait kadına yan bakacak biri daha anasından doğmamış. Böyle bir şey yapan Tarık Şimşek’in başına gelenler ibretlik. Gazinolarını dolaşıyor. ‘Les Feuilles Mortes’ (Autumn Leaves) (1945) (Joseph Kosma). Önce ‘Sayanora Pavyon-Night Club’. Buranın piyanistini ‘Büyük Saz’a aldıracakmış. Ferdi’yi kollamasının nedenini Hüseyin Salıcı’ya şöyle açıklıyor; “Babası yüzbaşımdı askerken. Çok iyiliğini gördüm.” “Bir gün karşılaşırsak ayrıldığımız yerde//Eller gibi davranıp görmemezlikten gelme.” (1969) (Yusuf Nalkesen). Asıl Mekânı ‘Büyük Saz’. Assolist Suzan Avcı hicaz şarkıyı Güzide Kasacı’nın sesiyle söylüyor. Ama Kemal genç kadının şımarıklığından sıkılmaya başlamış: “İki alkış üç çiçekle ne oldum delisi kesildin başıma.” ‘Kes’, ‘sabrım taşıyor’, ‘sıktın be’, ‘çarpacağım elimin tersiyle bir tane’ diye tersliyor hep. Kumkapı’daki ‘Üçler Balık Lokantası’nda bu gerginlik ilginç bir şekilde sonuçlanacaktır. “Rakı da içtim şişeden//Bizim bitli göründü köşeden//Ha bakayım bitli, bitli//Kızları aldı gitti.” Sokak şarkıcısı Naciye, elinde tef, Belkıs Özener’in sesiyle döktürüyor. Uzun siyah saçlar, kiraz kırmızısı dudaklar. Gösterişli kolye, küpe, bilezik. Çiçekli saç ve etek. Klarnette Hasan Amca, darbukada Ufaklık. Hemen oradaki masada ise ‘mutat atışma’. Suzan hiçbir şeyi beğenmiyor. Suzan; “Ne diye sokarlar bunları böyle yerlere bilmem. Şarkıcı olmamdan utanıyorum.” Kemal; “Utanma! Hiç fark yok aranızda. Evet, şans sana gülmüş, O’na gülmemiş o kadar. İstersem O’nu da 3 günde yetiştirir meşhur ederim.” Belli ki ‘assolistin suyu ısınmış’. ‘Rast Oyun Havası’. Gazinocu, kartını verdiğinde Naciye pabucundaki çivi ile meşguldü. Bu ilgiyi yanlış anlayıp demediğini bırakmaz. “Ne zannettin lan bizi? At pazarından eşek mi satın alıyorsun lan? Gözünü aç düdük. Kız oğlan kızım ben. Ayı. Kendini koklatacak surat var mı bizde? Ortaya çıkıp iki göbek salladık diye ırzıma mı geçeceksin godoş?” Anlı şanlı gazinocunun tırsıp gitmesi filmin hoş sahnelerinden biri. Neyse ki Hasan Amca karta bakmayı akıl eder; “Dur be kızım, dur. Yanlış anladın. Vurursun baltayı taşa.” Naciye; “Baltayı bilmem neresine vurayım o itin.” Hasan; “A be durasın be kızım. Ben ne sülerim sen ne anlarsın. Bildiğin gibi değil. Gazinocular Kralı Kemal’dir O... Besbelli seni dinledi beğendi. Şarkıcı yapmak ister.” ‘Başına devlet kuşunun konduğunu’ anlayan genç kız ertesi gün Kemal’in evindeydi. Hemen sahneye çıkmak istiyor ama önce Melahat Abla’nın gözetiminde ‘yontulması gerekiyormuş’. İlk olarak hamam; ‘Yağmur yağdı kaç.’ Muammer Karaca’nın evine yerleşir. ‘Push The Button, Max!’ (Henry Mancini). Yeni elbiseler, iç çamaşırları alınması sahnesi ‘The Great Race’deki (1965) melodi ile. ‘Kürdili Hicazkâr Peşrev’ (Vasilaki Efendi). Kemal, ‘Büyük Saz’ı görmesini istemişti. Suzan Avcı, ‘Kader Torbası’nı (1969) (Polat Tezel) söylerken Naciye ortalığı birbirine katıyor. ‘Valurile Dunarii’ (1880) (Ian Ivanovici). Dans derslerinde bu melodi ve [yönetmenin ilk çevrimindeki (1965)] Moris var. Bu günlerde gazinocu, verdiği armağanlarla nefes aldırmıyor; Küpe, kolye, kürk, orkide ve (Ertem Eğilmez’e ait) ‘34 DH 617’ plakalı gösterişli otomobil. “L’Orage” (La Pioggia) (1969) (Mario Panzeri / Daniele Pace / Gianni Argenio / Corrado Conti) ve ‘Canción Latina’ (L. Stocker / V. Martins). Araba ve deniz motoru sahnelerini Franck Pourcel’in ‘Paraphonic’ albümünden (1969) iki hareketli melodi ile izliyoruz. Müzik derslerini piyanist Ferdi verecekmiş. Ateş ve barut olduklarını Kemal nasıl da anlamadı. Birbirlerini çok severler. Nota; Ses terbiyesi; Usuller; Makamlar; Diyaframı idare etmek. ‘Yine Bir Gülnihal’ (Hamamizade İsmail Dede Efendi). Ders çalışmak için gelmişlerdi ama denizi gören çayevinde genç kızı daha yakından tanıyoruz. Ferdi; “Segâh, dügâh, sultanîyegâh.” Naciye; “Darbukacı Agâh! Kusura bakma birden aklıma geldi. Babamın arkadaşıydı. Veremden öldü. Zaten bizim orda insanlar ecelleriyle ölmezler pek. Ya bir bıçak yerler ya da veremden giderler. Anamı hastaneye kaldırdılar geri gelmedi. Babam yapıda bir duvar altında kalmış. Gittiğimde üzeri gazete örtülüydü.” ‘Ömrüm Seni Sevmekle Nihayet Bulacaktır’ (Yesari Asım Arsoy). Yemyeşil kırda söz sırası delikanlıda; “Hayatlarımız bir yerde birbirine çok benziyor. Ben de annemi hiç görmedim. Babam askerdi. Tatillerde beni manevralara götürürdü.” Babasından bir istiklal madalyası, annesinden de piyano kalmış. ‘Damarımda Kanımsın’ı (Sinan Subaşı) dinleyen Kemal’e göre genç kız artık sahneye hazır. Yeni adı Canan Alev. Büyük Saz’da Erdoğan Esenboğa’nın anonsu “Ve şimdi yeni bir ses yıldızı ilk defa sahnemizde.” Naciye; “Ne tuhaf! Korkuyorum sahneden.” Kemal; “Sahne senden korksun.” İlk şarkısı ‘Unuttun Beni Zalim’ (Arif Sami Toker). Sonrası çorap söküğü gibi; ‘Olmaz Olmaz Bu İş Olamaz’ (Türkçe sözler Fikret Şeneş); ‘Duyduk Duymadık Demeyin’ (Türkçe sözler Sezen Cumhur Önal); ‘Yıllar Sonra Rastladım Çocukluk Sevgilime’ (Yıldırım Gürses); ‘Ağlama Değmez Hayat’ (Mehmet Ilgın); ‘İçin İçin Yanıyor’ (Şekip Ayhan Özışık). Her şarkıda yeni saç ve elbise. Şöhreti de aşkı da büyüyor. Ne var ki beraberliklerinin önünde büyük bir engel var. Kemal. Genç kız ‘bir bakıma O’nun eseri’. Ama bunu ‘kalbini ve kendisini vererek ödemek istemiyor’. Gazinocu kuşkulanmış. Bir zamanlar hediyeler verirken şimdi “Nerdeydin, kaltak” diye tokatlıyor. “Seni sen yapan benim. İsmin, sanatın, şöhretin hatta güzelliğin hepsi, hepsi benim eserim. Her şeyinle benimsin.” Sonuçta koparlar. Canan gidiyor. “Bütün bunları neyle ödememi bekliyorsun. Ömrümün sonuna kadar senin kuklan olarak kalmakla mı?” Kısa zamanda Kemal’in öfkesinin de en az sevgisi kadar tehlikeli olduğunu anlayacaktır. “Ne senin aşkına muhtaç ne esirin olacağım//Öyle bir sevgili buldum ki seni unutacağım” (1970) (Muzaffer İlker). Afişleri sökülmüş. Sahnede tekrar Suzan Avcı var. Her gazino tembihli. Kahramanlarımıza iş verilmiyor. Sahneye çıkabildikleri yerler ise, Erdo Vatan’ın gazinosu gibi yakılıyor veya satın alınıyor. Ferdi’ye para teklifi ve dövülmesi de sonuç vermeyince Gazinocular Kralı en acımasız tehdidi Canan’a yapar. Kendisine dönmezse sevdiğini öldürecekmiş. Hiçbir şey bu denli ikna edici olamazdı. Genç kız bir veda mektubu bırakarak Kemal’e gider. Ferdi hesap sormaya gelmiş. [Hülya Koçyiğit’in bu sahnede giydiği ‘Dior kreasyonu’ elbiseyi ‘Damgalı Kadın’ (1966), ‘Ölmek mi Yaşamak mı’ (1966), ‘Yağmur Çiselerken’ (1967) filmlerinden anımsıyoruz.] Canan, kendisinin de inanmadığı şeyler söylüyor. Amacı yalnızca Kemal’i kıskandırmakmış; Bu parlak hayata alışmış, ayrılamazmış. En kırıcısı da; “Aşk falan yok. (Parmaklarıyla para işareti yaparak) Bu var bu.” Kimse ama asıl Gazinocu mutlu değil. “Hayır, böylesini istemedim ben. Senin, kimsenin olmayan, alınıp satılmayan tarafını, ruhunu, kalbini istiyordum.” Sonuçta Canan, geldiği yere, elinde tefle sarhoşlara avuç açmaya gidiyor. Sahnelere yükselip sevdiği ile bir araya gelmesi yine Kemal sayesinde olacaktır. Gazinocular Kralı’nın kaderi önceki çevrimler gibi; Aralarından çekilip gecenin bir vakti Beyoğlu caddelerinde gözyaşları içinde uzaklaşmak. ‘Pygmalion’daki (1912) (Bernard Shaw) Henry Higgins daha şanslı. Düşes yaptığı çiçek satıcısı Eliza Doolittle kendisine dönüyordu. ‘Sürtük’te (1937) (Mahmut Yesari) Bay Macit ‘bir mektepte hoca ve gazetelere yazıyor’. Üsküdar’daki yazlığına sığınan ‘sokak kızı’ Hürmüz’ü birkaç ay içinde ‘hanımefendi’ yapar. Yeni adı Mediha (sf. 71). Fakat ‘kaldırımdan aldığı paçası düşük’ kız, komşu köşkteki Hayri Akarsel ile kaçıyor. “İnsanlara öğretilmez. Onlar yaratılışlarına göre kapar, öğrenirler (sf. 15).” ‘Pygmalion’ (1938) ve ‘My Fair Lady’de (1964) ‘fonetik profesörü’ Henry Higgins, arkadaşı Albay Pickering ile bahse giriyor. Sokaklarda çiçek satan (E)Liza Doolittle’ı bir asilzade haline getirecek. Dediğini yaptıktan başka gönlünü de kaptırır. Henry Mancini’nin ‘The Great Race’ (1965) için yaptığı ‘Push The Button, Max!’ (‘Professor Fate’s Theme’) ile başlayıp “They’re Off” ile biten ‘yemek dersi’. Feridun Çölgeçen, 1965’teki Memduh Altar’ın tam bir kopyası. Feridun Çölgeçen; “Yemeğin adı neydi?” Naciye; “Kaz konmaz.” Feridun Çölgeçen; “Kuşkonmaz.” Naciye; “E canım, kaz da kuş değil mi yani.” Feridun Çölgeçen; “Peki, bunun adı?” Naciye; “Don file.” Feridun Çölgeçen; “Bonfile.” Sonrasında ‘usulüyle yemeyi’ öğreniyoruz. Lokma küçücük olacak. Çiğnerken ağız kapalı, eller aşağıda. Hanımlar şarap içerken ‘çirio’ diyecekler ve serçe parmak bir kuşkanadı gibi havada olacak. Peçete ‘dudaklara, pudra ponponu gibi hafifçe değecek’. Naciye gittikten sonra yemek hocamız ‘sofra adabını’ falan unutup yemeklere saldırıyor. (Yazan: Murat Çelenligil)
Sürtük Resimleri ve Videoları
Sürtük
Kadro: Göksel Arsoy , Hülya Koçyiğit , Ekrem Bora , Suzan Avcı , Güzin Özipek , Kaya Volkan , Mümtaz Alpaslan , Cevat Kurtuluş , Feridun Çölgeçen , Renan Fosforoğlu , Moris , Doğan Tamer , Ali Demir , Zeki Sezer , Tarık Şimşek , Faik Coşkun , Niyazi Vanlı , Muzaffer Yenen , Mustafa Yavuz , Hüseyin Salıcı , Oktay Yavuz , Jeyan Mahfi Tözüm , Fuat İşhan , Hayri Esen , Alev Gürzap , Suna Pekuysal , Timuçin Caymaz , Güzide Kasacı , Rıza Tüzün , Erdoğan Esenboğa , Kudret Şandra , Kenan Karagöz , Memduh Ünsal , Hüseyin Kaşif
Yönetmen: Ertem Eğilmez
Senaryo: Sadık Şendil
Yapımcı: Nahit Ataman, Ertem Eğilmez
Müzik: Belkıs Özener, Metin Bükey
Görüntü Yönetmeni: Cahit Engin
Tür: Duygusal
Ülke: Türkiye
Vizyona Giriş Tarihi:







0 yorum:
Yorum Gönder