‘El Cid’ (1961) için yapılan ‘Battle Preparations-The Battle Of Valencia’ (Miklós Rózsa) (5.20-7.00 dakikalar arası). Hapisten çıkan Sedat, ‘babasının elini öpmek, sonra sıkıca bir sarılmak, bir daha da hiç ayrılmamak’ için gelmiş. Ancak… Rıfat; “Babanım ne çare ama sen oğlum değilsin. Senin gibi oğlum yok artık, yok yok. Yaptığın değil beni asıl yalanın yıktı. Boş yere sevindirişin, kendine inandırışın yıktı. İyi çektim, iyi dayandım ha! Kaçmadım. Kaçsam zaten ne faydası olurdu ki. Dünyanın neresine gitsem ipin ilmiği boynumdaydı. Göğsümde de sen yazılıydın.” Jenerikte ‘(Old) Batman Theme’ (1966) (Neal Hefti) ve sigara dumanı içinde bir kumarhane. Zeki Tüney masalar arasında dolaşıyor. Arap Celal ‘tarassut hali nde’. Yine de hilenin bini bir para. Pırıl pırıl İstanbul. Sedat Tüzer, ‘34 FS 127’ plakalı ‘Şevrole’ ile eski mahallesine gelmiş. Herkes, özellikle Bakkal İsmail pek saygılı. Delikanlı çok formda görünüyor. Beyaz kaşkol, koyu renk eldiven. ‘İşleri yolunda, cebi banknot dolu’. Tek derdi ‘hâlâ manav dükkânında çalışıp çabalayan sonra da içkiden medet uman babası’. Yaşlı adamı Hüsnü’nün meyhanesinde bulmuş. Rıfat; “Çırak mı söyledi?” Sedat; “Dükkânda göremeyince anladım.” Rıfat; “Tembih de etmiştim o serseme.” Sedat; “Bir de kendine tembih et babacığım. ‘İçme, yeter’ de. ‘Gündüzleri de içmeye başladın, halini hiç beğenmiyorum’ de.” ‘Yaşlı gününde babasını rahat ettirmek istiyor’. “Bir kat tutacağım sana. Dayayıp döşeyeceğim. Emrine bir de adam vereceğim, sırt üstü yat.” Ne var ki Rıfat ‘işinden, semtinden ve kadehinden ayrılmazmış’. Oğlunun ‘başarıları’ ile mutlu. Bu yetiyor. “Sen beni nice zamandır bahtiyar ettin. İt kopuk alayına karışmadın. Başmüdür oldun. İftiharım oldun.” Delikanlı oradan ayrılırken Meyhaneci Hüsnü’yü “Başka şişe isterse verme. Yoksa bu dükkânı satın alır sana da dondurma [ikinci çevrim olan ‘Şeytanın Kurbanları’nda (1973) ‘sütlaç’] sattırırım” diye şaka yollu uyarır. Arabasına giderken eski göz ağrısı ile karşılaşır. Züleyha; “Koptun gittin buralardan. Hani baban da olmasa hiç gelmeyeceksin değil mi?” Sedat; “Gelmeyeceğim.” Zeliha; “Ya? Benim için de mi?” Sedat; “Kırılma Züleyha, içlenme hemen. O bir zamanlardı. Sahilde, arsada yolunu gözlemek, elini tutmak yetiyordu.” Züleyha; “Fazlasını istemedin ki.” Sedat; “..Ben evlenemem bu ara. İşim gücüm, istikbalim.” Zeliha; “O işler, paralar seni ayırdı zaten. Şurda manavlık etseydin de bak ayrılır mıydık? Gözün benden başkasını görür müydü? Tabii şimdi oralarda zenginler, boya güzelleri.” Kahramanımız, Gazinocu Atıf’ın yanında çalışmaya başlayana kadar fakirmiş. Sonra ‘bütün hayatı değişir.’ Kervansaray Night Club’a müdür olmuş. Apartman katı, özel araba, kadınlar. Polis Müdürü Kayhan Yıldızoğlu “Bütün bunlar o gazinodaki müdürlük maaşıyla mı oluyordu” diye soracaktır. Atıf, ayrıca, kumarhane ve silah mermi kaçaklığı dâhil her türlü pis işle ilgili. Kahramanımızı da bunlara bulaştırmış. “Kısa zamanda işin her inceliğini öğrendin. Üstelik kuvvetli, kudretli, zekisin de. Böyle gidersen sırtımız yere gelmez” diye iltifatlara boğuyor. Sağ koluymuş. Adamları Ahmet, Haydar ve Hüseyin Güler ‘Sedat’ın emirlerini Patron söylemiş gibi dinleyeceklermiş’. Çalışma şekli çok sade. ‘Dawn Raid On Fort Knox’ (John Barry). Bentlerin dışında buluşmaya gelirken ‘Goldfinger’daki (1964) melodi var. Bilal İnci [‘Serseri Âşık’tan (1965) anımsadığımız] kapısında Akyüz Kardeşler yazılı ‘34 DV 719’ plakalı Dodge kamyonet ile gelmiş. Silah sandıklarının indirilişi ‘The Arrival Of The Bomb And Count Down’ (1964) (Barry) (1.20-2.05 dakikalar arası) ile. Sonra bunlar bilinmeyen bir yere ‘sevk edilir’. İş, hep böyle tıkırında gidecek gibiydi. Ancak bir gün talihleri döner. Bu kez yanına Ahmet’i almış. ‘Dawn Raid On Fort Knox’ (1964) (Barry). Silahları almak için gelişlerindeki melodi aynı. Ancak sandıkların taşınması ‘The Spy Who Came In From Cold’ (1965) (Sol Kaplan) ile. Murdar-Lütfü Engin ve Bilal İnci paralarını alıp gittikten sonra polis gelir. Kahramanımız mahkemede “Belamızı bulduk” diyecektir. Savcı Talat Gözbak’ın tüm ısrarına rağmen çeteyi ele vermez. Sonuçta kendisi 8, “Masumdur, hiçbir suçu yoktur” diye korumaya çalıştığı Ahmet 2 yıl ceza alıyor. “Oddjob’s Pressing Engagement” (1964) (Barry). Ahmet’in kız kardeşi İstanbul Cezaevi’ne gelmiş, Sedat’a demediğini bırakmaz. Nefretle baktığı delikanlıyı bir süre sonra deliler gibi seveceğini bilemezdi, tabii. Meral; “..Geberirsin inşallah! Başkalarını da zehirleyemeden geberirsin de kurtuluruz. Bize ettiklerini kimbilir kimlere de etmişsindir.” Sedat; “Ettim, ettim ya! Birine, hem de nasıl birine. O senden de beterdir şimdi.” Mahallede boynu bükük kalan babasını kastediyor. ‘Death Of Tilley’ (1964) (Barry). 4 yıllık çilenin ardından bir afla hapisten kurtulmuş. Mahallelinin davranışı şimdi bambaşka. “Çıktın mı delikten” diye küçümseyen Mehdi Amca; “Öyleyse yakında gene paran da olur araban da. Alıştın bir kere duramazsın” diye tekrar ‘kötülüğe bulaşacağını’ dokunduran bir başkası; “Semtimizin itibarını arttırdın. Gazetelerde resimlerini gördükçe babana da gösterip okurduk. İftiharından gözleri dolardı” diye kafa bulan İsmail Abi; “Senden sonra çok tövbe dedim Allahıma. İyi ki beni sana kısmet etmemiş” diye şükreden Züleyha. En acısı Rıfat’ın davranışı. ‘Hükümet affetmiş’ ama yaşlı adam henüz değil; “Hele zaman geçsin. Göreyim, inanayım. Aklım kessin iyice.” Polis Müdürü Kayhan Yıldızoğlu çeteyi kıstırmak için yardımını istiyor. Aldığı yanıt; “Ben gammaz değilim. Ne olursa olsun kimseyi ihbar edemem. Öyle görmedim, alışmadım.” Atıf da yanına dönmesi için bastırıyor. ‘Bond Back In Action Again’ (1964) (Barry) (2.56-3.05). Yıllar sonra karşılaşmaları bu kısa melodi ile. Çete ‘yeni işler için zemin yoklamak’ amacında. Oysa Sedat ‘bu işlerin cümlesine çaprazı çekmişti’. Hem de ‘silinmemecesine’. Ölüm tehdidine bile direnir ancak yelkenleri suya indirmesi uzun sürmez. Atıf nereden vuracağını iyi biliyor; “Babana acı bari. O’nu da yaşatmam bilesin.” Araba konusunda iğneli laflar söyleyen mahalleli haklı çıkıyor. Kahramanımız artık ‘34 HA 588’ plakalı arabada. ‘The Laser Beam’ (1964) (Barry) (1.36-2.06 dakikalar arası). Bu arada Ahmet de çete ile çalışmaya başlamış. Ancak davranışlarındaki tedirginliğin nedeni kısa sürede anlaşılıyor. Haydar, kendisini Emniyet Müdürlüğü’nden çıkarken görmüş. Omerta Kuralı gereğince dili kesilir, kulağı parçalanır. Sedat’ın, bu işi çetenin yaptığını anlaması çok sonra. ‘Teasing The Korean’ (1964) (Barry) (0.40-1.07) arası. Yardımsever(!) Atıf “Yapayalnız, teselliye muhtaç” diyerek Meral’e gazinoda iş verir. (Böylesine güzel olmasa aynı şekilde davranır mıydı?) Ölen abisinin intikamını almak isteyen genç kız gazinoda şarkıcılığa başlamış. Nesrin Sipahi’nin sesi ile ‘Azize’yi (1968) (Suat Sayın) söylüyor. ‘Lawrence Of Arabia’daki (1962) ‘The Miracle’ (Maurice Jarre) (İlk dakika). Daha da ileri giderek, Atıf’ın kolye hediye ettiği gece çetenin diğer işlerine de katılmak istediğini söylüyor. Sedat ile yakınlaşması bu sırada. Babası ile arasındaki sorunu öğrenmiş. Düzeltmek için mahalleye gider. Oğlunun, çeteye neden boyun eğdiğini öğrenen yaşlı adam Atıf ‘a gidip ileri geri konuşunca kendi ipini çekmiş olur. Beşiktaş, Yıldız Asfaltı yakınında bir araba kazasında(!) ölüyor. ‘El Cid’ (1961) filmindeki ‘The Twins’ (Miklós Rózsa). Sedat, hâlâ durumu anlamamış, ‘beni affetmeden gitti’ diye kahroluyor. Meral’in ziyaretini, babasının Atıf ile konuşmaya geldiğini öğrenince ‘tek kişilik ordu’ gibi çetenin icabına bakıyor. Polise yaralıları tevkif etmekten başka iş bırakmamış. “Gioconda’s Smile”daki (1965) ‘Portrait Of My Mother’ (Manos Hadjidakis) ve ‘Alpine Drive’ (1964) (Barry). Son yazarken Meral’e sarılmış olarak oradan uzaklaşıyor. Yıllar öncesine dönebilse bu yaşadıklarını mı yoksa Zeliha’yı ve mahallesinde ‘manavlık etmeyi’ mi seçerdi? ‘The Barn-Love Theme’ (Rózsa). ‘El Cid’deki (1961) melodi. Yanakta bir öpücükle sonuçlanan konuşma. Rıfat; “Demek bütün bu itoğluitliklerin altında Atıf denen o cellât var.” Meral; “Evet, Abim de öyle söylemişti.” Rıfat; “Yalan söylemediğine nasıl inanayım?” Meral; “Ne sizi tanırım ne Sedat’ı. Barışırsanız ne kazancım olur, hiç. Önce ben de sizin gibi düşünüyordum ama halini gördüm oğlunuzun, utandım. Her suçun bir cezası olur. Daha fazlasını çektirmeye hiçbirimizin hakkı yok. Hele sizin.” Rıfat; “Seviyor musun?” Meral; “Kimi?” Rıfat; “Sedat’ı.” Meral; “Ben mi? Niçin soruyorsunuz?” Rıfat; “Hiiç! Farkında değilsen haberin olsun diye sordum.” (Yazan: Murat Çelenligil)
Son Vurgun (Kurşunların Yağmuru) Resimleri ve Videoları
Son Vurgun (Kurşunların Yağmuru)
Kadro: Cüneyt Arkın , Sevda Ferdağ , Süha Doğan , Sunay Sun , Cahit Irgat , Mine Soley , Kayhan Yıldızoğlu , Hasan Ceylan , Necati Er , Hüseyin Güler , Talat Gözbak , Bilal İnci , Lütfü Engin , Kudret Karadağ , Asım Nipton , Necdet Tosun , Mehmet Ali Akpınar , Orhan Çoban , Zeki Tüney , Kudret Şandra , Nusret Özkaya , Behçet Nacar , Adnan Mersinli , Haydar Karaer , Yaşar Şener , Abdurrahman Palay , Nevin Akkaya , Sadettin Erbil , Gülen Kıpçak , Timuçin Caymaz , Zafer Önen , Ayton Sert , Esen Günay , Hayri Arlı , Vala Önengüt , Devrim Parscan , Osman Alyanak
Yönetmen: Ertem Göreç
Senaryo: Safa Önal
Yapımcı: Berker İnanoğlu
Müzik:
Görüntü Yönetmeni: Nejat Okçugil
Tür: Dram, Macera
Ülke: Türkiye
Vizyona Giriş Tarihi:







0 yorum:
Yorum Gönder